Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İRADE-İ KÜLLİYE : Ottoman Turkish

Külli irade. Allah'ın her şeye şâmil olan emri ve iradesi

İRADE-İ SENİYYE : Ottoman Turkish

Padişahın, bir işin yapılması veya yapılmaması hakkında verdiği emir. İrade eskiden şifahî, yani ağızdan emir vermek, yahut kendi el yazısı ile yazmak suretiyle verilirdi. Sonradan iradeler mabeyn baş kâtibinin imzasını taşıyan yazılı kâğıtla bildirilmeğe başlamıştır. * Çok yüksek ve mühim yerden gelen emir

İRADE-İ ZÂTİYE : Ottoman Turkish

Bir adamın kendi arzu ve isteği

İRADE-İ ŞÂHANE : Ottoman Turkish

Padişahın emri, fermanı, buyruğu

İRADET : Ottoman Turkish

İrade, istek, dileme. * Gönül isteği

İRADÎ : Ottoman Turkish

İrade ile alâkalı, iradeye dâir

İRAE : Ottoman Turkish

Göstermek, göstererek öğretmek. * Göz önüne koymak. * Gösteriş

İRAE-İ TARİK : Ottoman Turkish

Yol gösterme. Kılavuzluk etme

İRAGA : Ottoman Turkish

İsteme, irade etme

İRAHE : Ottoman Turkish

(Rahat. dan) Rahatlandırma, rahat ettirme

İRAKA : Ottoman Turkish

Dökmek, akıtmak

İRAKA-İ DEM : Ottoman Turkish

Kan akıtmak. İnsan öldürmek

İRAN : Ottoman Turkish

Fars memleketi

İRAS : Ottoman Turkish

(Ağaç) yapraklanma. * Yosun olma

İRAS-I FÜTUR : Ottoman Turkish

Bıkkınlık verme

İRAT : Ottoman Turkish

Tehlikeye, vartaya düşürmek

İRAZA : Ottoman Turkish

Kandırmak, kandırılmak. Râzı etmek

İRB : Ottoman Turkish

(İreb) Akıl. Zihin, zekâ. * Akıllılık

İRBA' : Ottoman Turkish

(Ribâ. dan) Çoğaltma, artırma, fazlalaştırma. * Faize verip artırma. (Haramdır)

İRBAB : Ottoman Turkish

Bir yerde mukim olma. Bir mevkide devamlı olarak kalma

İRBAH : Ottoman Turkish

(Ribh. den) Fayda ve kazanç elde etme. * Fâize para verme

İRBAŞ : Ottoman Turkish

Ağacın yeşillenip yapraklanması

İRBE : Ottoman Turkish

Akıllılık, zekâ. * Hile, oyun

İRBİYAN : Ottoman Turkish

Teke, istakoz gibi deniz hayvanları

İRCA : Ottoman Turkish

Sonraya bırakmak. * Kuyuya kenar yapmak