Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ARZ-I NEFS : Ottoman Turkish

Hizmette ve fedakârlıkta nefsini ve kendini ileri sürme

ARZ-I RUM : Ottoman Turkish

(Erzurum) Rum memleketi. Şimdiki Anadolu. Anadolunun şarkındaki bir vilâyet adı

ARZ-I TÂZİMÂT : Ottoman Turkish

Karşısındakine büyük bir hürmetle takınılan tavır ve hareket

ARZA : Ottoman Turkish

şiddet. * Kuvvet

ARZAN : Ottoman Turkish

Enine, genişliğine

ARZANÎ : Ottoman Turkish

Enine, genişliğine olarak

ARZİYAT : Ottoman Turkish

Jeoloji. Dünyanın yaradılışı ile tarih boyunca değişen vaziyetlerini tetkik eden ilim

ARZİZ : Ottoman Turkish

f. Kurşun, kalay

ARZU : Ottoman Turkish

Meşhur halk hikâyelerinden olan Arzu ile Kamber hikâyesinin kadın kahramanı

ARZU : Ottoman Turkish

istek

ARZU-DÂR : Ottoman Turkish

f. Hevesli, talebli, istekli, arzulu

ARZU-KEŞ : Ottoman Turkish

Yürekten isteyen, isteyici

ARZU-MEND : Ottoman Turkish

İstekli

ARZU-MENDÎ : Ottoman Turkish

f. Taleb, istek, arzu, heves

ARZU-YU BEKA : Ottoman Turkish

Ebedilik arzusu

ARZU-YU HİLÂF : Ottoman Turkish

Muhalefet etme, karşı koyma arzusu

ARZU-ŞİKESTEN : Ottoman Turkish

f. Arzunun olamaması, yerine gelmemesi. Hayâl kırıklığı, inkisar-ı hayâl

ARZUHAL : Ottoman Turkish

(Arz-ı hâl) Bir iş için bir makam veya resmi daireye bir iş sahibinin verdiği dilekçe. İstida-nâme

ARZUHAL : Ottoman Turkish

dilekçe

ARZUKEŞ : Ottoman Turkish

arzulu

ARZÎ : Ottoman Turkish

Genişliğine ait. Bir yerin enine ait

ARZÎ : Ottoman Turkish

dünyaya ait

ARZÎN : Ottoman Turkish

(Arz. C.) Arzlar

ARÂ : Ottoman Turkish

Mıntıka, bölge. * Komşuluk. * Avlu. * Çıplaklık. * Geniş, çıplak arazi

ARÂBE : Ottoman Turkish

(C: Arâbât) Keçi veya koyunun memesine geçirilen torba. * Açık saçık konuşma