Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BERCİS : Ottoman Turkish

Müşteri denilen gezegen. * Bol sütü olan deve

BERD : Ottoman Turkish

Soğuk. Soğukluk. Soğutmak. Noksan hararet. * Ölmek. * Soğuk su ile gusletmek. * Uyumak. * Sabit olmak. * Zayıf olmak. * Bir şeyi eğelemek. * Sürme çekmek. * Söğmek. * Tutya, çinko. (L.R.)

BERD : Ottoman Turkish

soğuk

BERD-İ BEYZÂ : Ottoman Turkish

(Bak: Nâr-ı beyzâ)

BERD-ÜL ACÛZ : Ottoman Turkish

Kocakarı soğuğu. (Rûmi şubatın 26'sında başlar ve 7 gün şiddetle devâm eder.)

BERDAHT : Ottoman Turkish

f. Pürüzünü giderme. Pürüzsüz yapma. * Cilâlama, parlatma. * Düzleme, düzeltme

BERDAR : Ottoman Turkish

f. Asılmış, yukarı kaldırılmış.* Tutucu. İtaat edici ve ettirici. * Meyveli. Meyve verici olan

BERDAŞTE : Ottoman Turkish

f. Yükseğe kaldırılmış, yukarı çıkarılmış

BERDE : Ottoman Turkish

Tıb: Mide dolgunluğu

BERDEC : Ottoman Turkish

Sürmek. (Farisîden muarrebtir)

BERDEGİ : Ottoman Turkish

f. Esirlik, esaret, kölelik

BERDENG : Ottoman Turkish

f. Çöl ortasında yer alan küçük dağ ve tepe

BERDEVAM : Ottoman Turkish

f. Devam üzere. Devamlı sürüp giden

BERDEVAM : Ottoman Turkish

devam eden, sürüp giden

BERDİ : Ottoman Turkish

Hasır yapımında kullanılan bir ot cinsi

BERDİS : Ottoman Turkish

Habis kişi, pis kimse

BERDİYY : Ottoman Turkish

Suriye'de bulunan iki nehrin, bir köyün ve Hicaz'da da bir dağın adı

BERE : Ottoman Turkish

f. Kuzu. Koyun yavrusu

BERE'TE : Ottoman Turkish

Sen yarattın (meâlinde fiil). (Bak: Ber')

BERED : Ottoman Turkish

Daha ziyade fırtınalı havalarda yağan dolu

BEREDE : Ottoman Turkish

Dolu. * Çok yemekten midenin dolması

BEREHMEN : Ottoman Turkish

(Berhemen) f. Puta tapan. Ateşperestlerin bilginleri ile puta tapan kimselerin papazları

BEREHNE : Ottoman Turkish

f. Çıplak

BEREHNEGÎ : Ottoman Turkish

f. Çıplaklık

BEREHREHE : Ottoman Turkish

Güzel, nâzik kadın