Turkish
BERZ : Ottoman Turkish
f. Ziraat, ekim
BERZ-GAR : Ottoman Turkish
f. Ekinci
BERZAH : Ottoman Turkish
İki âlemin arası. Kabir. Dünya ile âhiret arası. * Perde. * Sıkıntılı yer. * İki yer arasındaki geçit. * Mani'a, engel, (Bak: Sırat köprüsü). Ölen insanların ruhları kıyamete kadar berzah âleminde bulunurlar. Berzah büyük ve mânevi bir âlemdir. Dindar olup cennetlik olanlar, berzah âleminde sevdikleri kimselerle ve iyi insanlarla görüşürler ve çok zevkli yaşarlar. Kıyamet kopunca Allah bütün ruhları haşir meydanında cesetleri ile diriltip toplayacaktır
BERZAH : Ottoman Turkish
dünya ile âhiret arasındaki âlem
BERZAHÎ : Ottoman Turkish
kabirle ilgili
BERZE : Ottoman Turkish
f. İpekli kumaş * Yakışıklı, nâzik. * Ekin, zirâat. * Dal, budak. * Letâfet, zerâfet
BERZE-GAV : Ottoman Turkish
f. Tarla sürecek öküz, çift öküzü
BERZEDE : Ottoman Turkish
f. Toplanılmış, biriktirilmiş, bir araya getirilmiş
BERZEN : Ottoman Turkish
f. Sahra, çöl. * Sokak, cadde. Mahalle. Köşebaşı
BERÂ : Ottoman Turkish
için, dolayı
BERÂAT : Ottoman Turkish
Haşmet, metanet. İlim ve şecaatta, güzel vasıflarda emsâlinden üstünlük. Hüsn ve cemâlde tam olmak,emsâlinden üstün olmak
BERÂAT : Ottoman Turkish
güzellik, parlaklık, üstünlük
BERÂAT-ÜL İSTİHLÂL : Ottoman Turkish
Bir eserin içindekilerini güzel bir başlangıçla baş tarafında anlatmak. İyi bir alâmet. Güzel bir başlangıç. * Bir ibarede müradif ve mukni birkaç kelime bulunması, hüsn ve insicamdaki ibarenin vech-i mergub üzere te'lif ve terkibi. * Maaş, rütbe, nişan için hükümetçe bildirilen yazı gibi vesika
BERÂATÜLİSTİHLÂL : Ottoman Turkish
güzel bir başlangıç
BERÂET : Ottoman Turkish
Temize çıkma. Temizlik, münezzehiyet. Bulaşık ve giriftâr olmama. Âri olma. * Huk: Bir davânın neticesinde suçsuz olduğu anlaşılma. (Bak: Ber')
BERÂET : Ottoman Turkish
arınma, kurtulma
BERÂET-İ ZİMMET : Ottoman Turkish
Zimmetinde birşey olmayış, suçsuzluk
BERÂHİME : Ottoman Turkish
erehmenler, bazı batıl dinlerin önderleri
BERÂHİN : Ottoman Turkish
ürhanlar, kuvvetli deliller
BERÂT : Ottoman Turkish
nişan, ayrıcalık fermanı
BERÂY : Ottoman Turkish
"f. İçin, dolayı, binâen. (Arabçadaki ""Li, li ecli"" yerinde bir tâbirdir.)"
BERÂY-I İSTİKBÂL : Ottoman Turkish
Karşılamak için
BERÂY-I MALÛMAT : Ottoman Turkish
Mâlûmat için
BERÂY-I TENEZZÜH : Ottoman Turkish
Tenezzüh için, gezinti için
BERÂY-I TİCÂRET : Ottoman Turkish
Ticâret için. Ticâret maksadı ile
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani