Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BESATET : Ottoman Turkish

Basitlik. Düzgünlük. Sadelik. Düzlük. * Dilde düzgünlük

BESATİN : Ottoman Turkish

(Bostan. C.) Bostanlar

BESATİN-İ CİNAN : Ottoman Turkish

Cennet bostanları. Cennet bahçeleri

BESBAS : Ottoman Turkish

f. Saçmasapan, manâsız söz

BESBASE : Ottoman Turkish

Bir ağaç adı

BESBELE : Ottoman Turkish

Bakla

BESBES : Ottoman Turkish

(C.: Besâbis) Herze. Mânasız, saçma sözler

BESBESE : Ottoman Turkish

Bir nesneyi yaş etmek, bir şeyi ıslatmak. * Çok çabuk yürüme. Hızlı yürüme

BESEK : Ottoman Turkish

(Besdek) f. Esneme. * Harman yerinde toplanılarak demet yapılan arpa ve buğdaylar

BESEN : Ottoman Turkish

şirin, lâtif, gökçek, hüsn

BESEND(E) : Ottoman Turkish

f. Kâfi, kifayet eder, tamam, yeter, yetişir

BESERE-İ HABİSE : Ottoman Turkish

Çıktığı yeri kangren eden ve adına da kara kabarcık denen öldürücü bir hastalık

BESFAYİC : Ottoman Turkish

Bir ot kökü ki, içinde fıstığa benzer bir yemişi olur

BESGÛY : Ottoman Turkish

f. Geveze. Çok konuşan

BESİC : Ottoman Turkish

f. Hazırlık. Sefer hazırlığı, yol hazırlığı. * Yol ve sefer azığı, harçlığı

BESİL : Ottoman Turkish

Çirkin yüzlü

BESİLE : Ottoman Turkish

Kap içinde kalmış içki artığı

BESİM : Ottoman Turkish

(Besm. den) Güleryüzlü kimse

BESİN : Ottoman Turkish

t. Zihayat varlıkların yaşama, gelişme ve çalışmaları için gerekli olan çeşitli gıda maddeleri

BESİR : Ottoman Turkish

Ziyade, çok, birçok

BESİSE : Ottoman Turkish

Bir çeşit yemek. * Yağ ve undan yapılan bir çeşit bulamaç. * Ayrılık, nifak, iftira, ihtilaf

BESİT(A) : Ottoman Turkish

(C.: Besâit) Döşenmiş nesne, yer yüzü. * Yalnız tek. * Geniş yer

BESK : Ottoman Turkish

Yırtmak. * Yarmak ve ayırmak

BESKELE : Ottoman Turkish

f. Kapı sürgüsü, kapı mandalı

BESL : Ottoman Turkish

Helâk etmek. * Men'etmek.* Çirkin yüzlü olmak. * Helâl ve haram