Turkish
CADI : Ottoman Turkish
Avrupa'da putperestlik çağından beri gelen bir inanca göre, şeytanın gücünü kullanarak büyü yolu ile insanlara kötülük eden, felâketler getiren kadın. Bu bâtıl inanç yüzünden birçok yaşlı masum kadın, cadı diye Hristiyanların kurduğu Engizisyon mahkemeleri kararıyla yakılmıştır
CAFCAF : Ottoman Turkish
f. Ahlâksız, iffetsiz kadın.CA'FER
Küçük akarsu, çay.CA'FERÎ
Şiilerden İmam-ı Ca'fer-i Sâdık Hazretlerine bağlı olduklarını iddia edenler.Bütün mânâsıyla İslâmiyet'e bağlı olup şeriatın emirlerine göre amel eden ve Âl-i Beyt'in büyük bir dinî şahsiyeti olan İmam-ı Ca'fer-i Sâdık Hazretlerine bağlılık iddiasının doğru olması için, o zat gibi olmağa ve Hz. Muhammed'in (A.S.M.) sünnetlerini yaşamağa gayret göstermek lâzımdır
CAFİL : Ottoman Turkish
Yürürken çabuk olan kimse
CAFÎ : Ottoman Turkish
Cefa eden, eziyet veren
CAFÛN : Ottoman Turkish
Karpuz
CAGER : Ottoman Turkish
f. Kuş kursağı
CAH : Ottoman Turkish
(Câhe) f. Makam, mansıb. Kadr, itibar
CAHAN : Ottoman Turkish
Yediği fayda etmeyip geç büyüyen çocuk
CAHAR : Ottoman Turkish
Kuyunun içinin geniş olması
CAHB : Ottoman Turkish
(C.: Echibe) Ebücehil karpuzu. * Korkudan dolayı kederli olmak
CAHCAH : Ottoman Turkish
(C.: Cehâcih) Ulu, şerif kişi
CAHCAHA : Ottoman Turkish
Gönlünde olan sırrını gizlemek. * Çağırmak. * Su sesi
CAHD : Ottoman Turkish
Bile bile inkâr etme
CAHD-I MUTLAK, CAHD-I MÜSTAĞRAK : Ottoman Turkish
"Arab gramerinde menfî olan iki geniş zaman sigası. Muzari fiillerinin başına (Lem; $ ) ve (Len $) getirilerek olur."
CAHDEL : Ottoman Turkish
Semiz
CAHDEM : Ottoman Turkish
(C.: Cehâdim) Ekin tarlası
CAHDER : Ottoman Turkish
Kısa boylu
CAHF : Ottoman Turkish
Tekebbürlenmek, kibirlenmek, gururlanmak
CAHFEL : Ottoman Turkish
Dudakları kalın olan kimse. * Asker. * Zenginlik
CAHFELE : Ottoman Turkish
(C.: Cehâfil) At dudağı
CAHH : Ottoman Turkish
Ayakları uzun, yeşil çekirge.* Adamın beli bükülüp eğilmek
CAHİD : Ottoman Turkish
Mânen, kavlen, kalemen ve maddeten cihad eden. Mücâhid olan. Din düşmanı ile elinden geldiği kadar mânen, kavlen, kalemen ve maddeten cenkeden, vuruşan. Mümkün olduğu kadar gayretle çalışan. Kur'an ve İman hakikatlarının neşrinde çalışmak suretiyle mücahede eden
CAHİF : Ottoman Turkish
Uykusunda dişini öttürmek. * Çok fazla hafiflik üzerine olmak. * Nefis, ruh. * İnsanın karnından çıkan ses. * Kısa. * Çok asker
CAHİL : Ottoman Turkish
Tecrübesiz. Bilgisiz. Genç. Toy. * Allah'ı unutmuş olan. Gafil. (Dünya ve kâinatta Allah'ın bunca eserleri sergilenip dururken bunların sanatkârını ve yaratıcısını tanımamak cahilliğin en akılsızcasıdır.)
CAHİL-İ ANÛD : Ottoman Turkish
İnatçı cahil
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani