Turkish
CAME-İ HAYAT : Ottoman Turkish
Hayat elbisesi, ömür
CAME-İ NEVRUZÎ : Ottoman Turkish
Rengârenk elbise. * Bahar geldiğinde açan çeşitli çiçekler
CAME-İ ÎDÎ : Ottoman Turkish
Bahar çiçekleri. Kırmızı renkli elbise. * Bayram elbisesi
CAMEDAR : Ottoman Turkish
f. Elbiseyi muhafaza eden kimse. * Vestiyer
CAMEHAB : Ottoman Turkish
f. Yatak
CAMEKÂN : Ottoman Turkish
f. Elbise soyunulacak yer. * Camlık
CAMEŞUY : Ottoman Turkish
(C.: Câmeşuyân) f. Çamaşırcı, çamaşır yıkayan
CAMGER : Ottoman Turkish
f. Cam yapan sanatkâr, camcı ustası
CAMGÛL : Ottoman Turkish
f. Külhanbeyi
CAMHANE : Ottoman Turkish
f. Cam fabrikası
CAMİ : Ottoman Turkish
"İslâm mâbedi. İbadet yeri olan bina. * Cem'edici, toplayıcı, içine alan. * Cem'etmiş, toplamış bulunan, hâvi ve muhit olan. * Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtu Vesselâm bütün evvel ve âhir güzel isim ve ahlâkı kendisinde cem'ettiğinden dolayı ona verilen bir isimdir. * Ehl-i Hadis ıstılahınca da; Buhâri Hadis kitabları gibi, babların sekizini birden cem' eden büyük hadis kitablarına da Câmi denir veya Sünen ismi verilir."
CAMİ-İ EMEVÎ : Ottoman Turkish
şam şehrinde büyük bir câmidir
CAMİ-İ KEBİR : Ottoman Turkish
Büyük cami
CAMİ-İ KUR'AN : Ottoman Turkish
Kur'an-ı Kerim'i toplayan mânâsında olup, Halife Hz. Osman (R.A.) kasdedilir
CAMİ-ÜL EZHER : Ottoman Turkish
Mısır'daki en büyük üniversitenin adı
CAMİ-ÜL HURUF : Ottoman Turkish
Kitap te'lif eden, müellif, yazar
CAMİ-ÜL KELİM : Ottoman Turkish
Vecize. Kısa olup çok mânaya gelen söz
CAMİ-ÜL MEHASİN : Ottoman Turkish
Güzel vasıfları huyları kendinde toplamış bulunan
CAMİA : Ottoman Turkish
Topluluk. Birlik. Kütle. * Dâr-ül fünûn
CAMİD : Ottoman Turkish
(Câmide) Ruhsuz, sert, katı madde. Cansız
CAMİH : Ottoman Turkish
Başı sert hayvan
CAMİİYYET : Ottoman Turkish
"Câmi'lik, toplayıcılık. * Çok şeylerle alâkalılık. * Pek ziyâde mânâları ve şeyleri hâvi olmak.(Evet hayatın öyle bir câmiiyyeti var; âdeta umum kâinata tecelli eden ekser Esmâ-i Hüsnâ'yı kendinde gösteren bir câmi âyine-i ehadiyyettir. Bir cisme hayat girdiği vakit, küçük bir âlem hükmüne getirir; âdetâ kâinat şeceresinin bir nevi fihristesini taşıyan bir nevi çekirdeği hükmüne geçiyor. Nasılki bir çekirdek, onun ağacını yapabilen bir kudretin eseri olabilir; öyle de en küçük bir zihayatı halkeden, elbette umum kâinatın Hâlikıdır. L.)"
CAMİL : Ottoman Turkish
Çobanla olan deve sürüsü
CAMİS : Ottoman Turkish
Cansız, camid. * Letâfeti gitmiş olan elbise
CAMİT : Ottoman Turkish
Eski ve Ortaçağlarda Giresun ile Samsun arasında kalan dağlık mıntıkaya verilen ad. Osmanlılar zamanında bu kelime Canik olarak kullanılmıştır
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani