Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
CEREŞ : Ottoman Turkish

Bir şeyi iri dövme, iri öğütme

CERF : Ottoman Turkish

Ahzetmek, almak. * Yıkmak, harap etmek. * Yerden bel veya kürekle bir şey atmak

CERGAND : Ottoman Turkish

f. Bumbar dolması denen bir yemek çeşiti. * Işık. Işık konacak yer

CERGE : Ottoman Turkish

f. Bir mevki'de bulunan insan topluluğu

CERH : Ottoman Turkish

Yara. * Baş ve yüzden başka uzuvlardan birisini yaralamak. * Bir kimseye söğmek. Taan etmek. Sözle gönül incitmek. * Birisinin fikrini çürütüp kabul etmemek. * Şahid, yalancı ve fâsık olduğundan dolayı mahkemede hâkimin şâhidin şehâdetini reddetmesi. * Kesb u kâr eylemek. Kazanmak

CERH : Ottoman Turkish

yaralama, çürütme

CERH-İ AMÛD : Ottoman Turkish

Bir kimseyi her ne ile olursa olsun, haksız olarak kasden yaralamak

CERHA : Ottoman Turkish

Yaralı, yaralanmış

CERHETMEK : Ottoman Turkish

Yaralamak. Herhangi bir meseleyi hak ve hakikatle çürütmek. Yanlış veya yalanını bulup hurafe ve bâtıl olduğunu isbât edip herhangi bir kimsenin veya cereyanın fikrini kabul etmemek

CERHETMEK : Ottoman Turkish

yaralamak, çürütmek

CERİ' : Ottoman Turkish

(Cür'et. den) Cesur, yiğit, delikanlı, gözü pek, cesaretli, yılmayan

CERİ'-ÜL LİSÂN : Ottoman Turkish

Sözünü esirgemiyen, çekinmeden söyliyen

CERİB : Ottoman Turkish

İmparatorluk zamanında Arabistan ülkelerinde kullanılan takriben 216 litrelik bir hacim ölçüsü. * Dönüm. * Eni ve boyu 60 arşın olan arazi ölçüsü

CERİD : Ottoman Turkish

(C.: Cerâyid) Hurma budağı. * Yaprağı dökülmüş olan hurma ağacı

CERİD(E) : Ottoman Turkish

Çorak ve verimsiz yer

CERİDE : Ottoman Turkish

Gazete. * Resmi dâirenin büyük hesablarının kaydedildiği defter

CERİDE-İ HAVÂDİS : Ottoman Turkish

1840'da Çörçil ismindeki bir İngiliz tarafından çıkarılan ilk hususî gazete

CERİH : Ottoman Turkish

(Cerh. den) Mecruh. Yaralanmış, yaralı

CERİHA : Ottoman Turkish

Yara. Çürüklük

CERİHA-DÂR : Ottoman Turkish

f. Cerihalı, yaralı

CERİM : Ottoman Turkish

Kabahatli, câni, suç işlemiş. * (C.: Cirâm) Kuru hurma. * Hurma çekirdeği

CERİME : Ottoman Turkish

Suçludan alınan para cezası, cereme. * Günah, zenb, suç

CERİN : Ottoman Turkish

(C.: Ecrân-Ecrine-Cürün) Hurma kurutma yeri

CERİR : Ottoman Turkish

(C.: Cürür) Devenin boynuna taktıkları ip

CERİR-İ TABERÎ : Ottoman Turkish

(Bak: Taberî)