Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
CEZZAR : Ottoman Turkish

Zâlim. Gaddar. Kanlı. * Deve kasabı

CEZÂ : Ottoman Turkish

suça karşılık verilen acı

CEZÂEN : Ottoman Turkish

ceza olarak

CEZÂİR-İ İSNÂ AŞER : Ottoman Turkish

Ege Denizindeki oniki adalar

CEZÂLET : Ottoman Turkish

sözde kelimelerin düzgün dizilişinden doğan güzellik

CEZÎRE : Ottoman Turkish

ada, yarımada

CEZÎRETÜLARÂB : Ottoman Turkish

Arap Yarımadası

CEŞ : Ottoman Turkish

f. Mavi boncuk

CEŞA' : Ottoman Turkish

Çok hırslı olmak

CEŞER : Ottoman Turkish

Davarı otlamaya çıkarmak

CEŞİB : Ottoman Turkish

Kaba ve galiz nesne

CEŞİR : Ottoman Turkish

Kir

CEŞİŞ : Ottoman Turkish

Bulgur

CEŞİŞE : Ottoman Turkish

Bulgur yemeği

CEŞM : Ottoman Turkish

Meşakkatli iş buyurmak, zor bir iş söylemek

CEŞN : Ottoman Turkish

f. Ziyafet, şölen. * Îd, bayram

CEŞŞ : Ottoman Turkish

Dövmek. * Kırmak. * Vurmak, darp. * Bir nesneyi pâk etmek, temizlemek

Cİ'ZARE : Ottoman Turkish

Kısa boylu tıknaz kimse

CİAL : Ottoman Turkish

(C.: Cüul) Ocaktan çömlek ve tencere gibi sıcak şeyleri tutup indirmekte kullanılan bez

CİALE (CA'YİLE) : Ottoman Turkish

Rüşvet

CİAR : Ottoman Turkish

Ucunu bir kazığa bağlayıp bir ucunu da beline bağlayıp kuyuya inilen ip

CİBA : Ottoman Turkish

Toplanmış, birikmiş su

CİBAB : Ottoman Turkish

Car dedikleri kaftan. * Ağaç aşılamak. (Ekseri hurma ağacında kullanılır.)

CİBAH : Ottoman Turkish

(Cebhe. C.) Cebheler, alınlar

CİBAL : Ottoman Turkish

(Cebel. C.) Dağlar