Turkish
HACB : Ottoman Turkish
Men'etme. Mahrum etme
HACB-İ HİRMÂN : Ottoman Turkish
Huk: Bir vârisi mirastan tamamen mahrum etme
HACB-İ NOKSAN : Ottoman Turkish
Bir vârisi mirastan kısmen mahrum etme
HACC : Ottoman Turkish
Kasdetmek. Muârazada delil ve bürhan ile galip olmak. * Bir yere çok tereddütle varıp gelme. * Şâyan-ı tâzim bir şeye teveccüh. * Bir şeyden feragat etmek. * Fık: İslâmın şartlarından ve hâli vakti müsait olan her müslümana farz olan, Mekke-i Mükerreme'deki Kâbe-i Şerif'i usulüne uygun olarak Arabi Zilhicce ayı, Kurban Bayramı günlerinde bir defa ziyaret etmek.Farz olan hacca, Hacc-ı Ekber denildiği gibi, umreye de Hacc-ı Asgar denilir. Maamafih arefe günü cumaya tesadüf eden bir hacca da Hacc-ı Ekber denilir
HACC : Ottoman Turkish
Kâbeyi ziyaret ibadeti
HACC SURESİ : Ottoman Turkish
Kur'an-ı Kerim'in
suresidir
HACC-I İFRAD : Ottoman Turkish
"Umreye niyet etmeksizin yalnız başına yapılan farz, vâcib veya nâfile hacdır ki, ihrama girerken yalnız hacca niyet edilmiş olur. Bunu yapana ""müfrid"" denir."
HACC-I KIRAN : Ottoman Turkish
"Hac aylarından önce veya hac aylarında hac ile umrenin ikisi için birden ihrama girilip umre yapıldıktan sonra usulü dairesinde ifa edilen hacca denir. Bunu yapan kimseye ""karin"" denir."
HACC-I TEMETTU' : Ottoman Turkish
"Hac mevsiminde evvelâ umre için ihrama girilip umre yapıldıktan sonra; aynı mevsimde daha yurda, aile ocağına dönülmeden tekrar ihrama girilerek usulü dairesinde yapılan hacdır. Bunu yapan kimseye ""mütemetti"" denir."
HACCAC : Ottoman Turkish
Çok eskiden Irakta vâlilik yapan fakat, Hz. Resul-ü Ekremin (A.S.M.) soyundan gelenlere ve onlara taraftar olanlara çok zulmeden, haddini aşmış bir zâlimin ünvânı. Asıl ismi Yusuf bin Sakafi'dir. Haccac-ı Zâlim diye de anılır
HACCAL : Ottoman Turkish
Şatafatlı, debdebeli, gösterişli
HACCAM : Ottoman Turkish
Hacamat eden, kan alan
HACCAR : Ottoman Turkish
Taş işçisi, taş işinde çalışan, taşçı
HACCE : Ottoman Turkish
Cadde
HACEB : Ottoman Turkish
Gırtlak
HACEBE : Ottoman Turkish
"(Hâcib. C.) Perdeciler, kapıcılar. * İnsanın oturak yeri olan uzvu, kalça. (İkisine ""hacebetan"" derler)"
HACEGÎ : Ottoman Turkish
f. Tüccar, ticaretle meşgul olan kimse. * Efendilik, hocalık
HACEL : Ottoman Turkish
(Hacl) Utanma, sıkılma, hayâlılık
HACEL : Ottoman Turkish
utanma
HACELAN : Ottoman Turkish
Ayağında köstek olan kişinin yürümesi. * Bir ayak üstüne yürümek
HACELE : Ottoman Turkish
(C.: Hacel-Hacelân-Haclâ) Dişi keklik. * Çeşitli elbiselerle süslü gelin evi
HACEN : Ottoman Turkish
Eğrilik
HACER : Ottoman Turkish
Taş, kaya. * İsmail Peygamber'in anasının ismi
HACER : Ottoman Turkish
taş, kaya
HACER-İ SEMAVÎ : Ottoman Turkish
Gökten düşen taş. * Gök taşı
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani