Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HATIR-ŞİNAS : Ottoman Turkish

f. Gönül alıcı, hatır alıcı

HATIRA : Ottoman Turkish

Hatıra gelen. Hatırda kalan şey. * Bir kimseyi veya bir hâdiseyi hatırlatması için yazılan veya saklanan veya birisine verilen şey

HATIRAT : Ottoman Turkish

"(Hâtıra. C.) Hâtıralar. Hatırda kalan şeyler. * Edb: Bir adamın yaşadığı zamana, bulunduğu işlere, görüştüğü kimselere dair düşüncelerini ve duygularını hâvi olmak üzere yazdığı eser.(... Acaba Hâlık-ı Semavat ve Arz'dan başka hangi sebeb var ki; en ince ve en gizli hâtırat-ı kalbimizi bilecek ve bizim için istikbali, âhiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüzbin boğucu emvacından kurtaracak, hâşâ; Zat-ı Vacib-ül Vücud'dan başka hiçbir şey, hiçbir cihette Onun izni ve iradesi olmadan imdat edemez ve halaskâr olamaz. L.)"

HATIRAT-I KALB : Ottoman Turkish

Kalbe gelen hatıralar ve mânâlar

HAV : Ottoman Turkish

Çuha ve buna benzer kumaşların ters yüzlerinde bulunan tüy. * Şeftâli gibi bazı meyvelerin üzerlerinde bulunan ince tüy

HAV'EB : Ottoman Turkish

Basra yakınında bir mevkinin adı. * Çeşme. * Geniş dere. * Pek büyük kova

HAVA : Ottoman Turkish

(Hevâ) Hava. Dünyayı çeviren atmosfer. Cevv. Yer ile gök arası. * Hafif yel. * Bir binanın üzerine kat çıkma hakkı. * Bir yerin hâli ve sıhhat bakımından durumu. * Müzikte ezgili ses, sadâ

HAVA' : Ottoman Turkish

Hâli olmak, boş olmak. * Düşmek, sâkıt olmak

HAVA-İ NESİMÎ : Ottoman Turkish

Sabahki hava. Temiz hava

HAVABAT : Ottoman Turkish

(Bak: Havbâvât)

HAVACİB : Ottoman Turkish

Hicablar, perdeler, örtüler

HAVADİS : Ottoman Turkish

(Hâdise. C.) Yeni hâdiseler, yeni sözler. * Alâka ile karşılanan haberler

HAVAFİ : Ottoman Turkish

Kuş kanadında ebâhir yeleklerinden sonra olan dört kısacık yelekler

HAVAFİR : Ottoman Turkish

(Hâfir. C.) Kazanlar, yeri kazıcılar. * Hayvan, dâbbe tırnakları

HAVAGAZI : Ottoman Turkish

t. Isı veya ışık temin etmek maksadıyla yakılarak kullanılan bir gaz

HAVAİC : Ottoman Turkish

(Havâyic) İhtiyaçlar. Hâcetler. Gerekli ve lüzumlu şeyler

HAVAİC-İ ASLİYE : Ottoman Turkish

"Fık: Mesken ile, eve lüzumlu eşyadan ve kışlık, yazlık elbise ile lüzumlu silâhtan, âletten, kitaptan ve binek (hayvan) ile hizmetçi ve bir aylık
sahih görülen diğer bir kavle göre; bir senelik
nafakaya mahsus erzaktan ibârettir."

HAVAİC-İ ZARURİYYE : Ottoman Turkish

Zaruri ihtiyaçlar. Giderilmesi lüzumlu olan ihtiyaçlar

HAVAİYYAT : Ottoman Turkish

Havâi şeyler ve sözler

HAVAK (HAVKA') : Ottoman Turkish

Geniş yer, vâsi

HAVAKÎN : Ottoman Turkish

(Hâkan. C.) Hükümdarlar, hakanlar, padişahlar, başbuğlar

HAVALE : Ottoman Turkish

Bir işi veya bir şeyi başka birine bırakma. Ismarlama. * Görmeyi önleyen duvar gibi perde. * Tıb: Küçük çocuklarda veya gebe kadınlarda bazan meydana gelen, baygınlık veren bir hastalık. * Postadan gelen emanet kâğıdı

HAVALE-İ MUACCELE : Ottoman Turkish

Huk: Havale konusunun, behemehal ödenmesi lâzım geldiği şekilde yapılan havale

HAVALE-İ MÜBHEME : Ottoman Turkish

Huk: Havale konusunun, ta'cil veya te'cili beyan olunmadan yapılan havale

HAVALE-İ MÜECCELE : Ottoman Turkish

Huk: Havale edilen şeyin vadesi geldiğinde ödenmesi şeklinde yapılan havale