Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HAYLİ : Ottoman Turkish

oldukça

HAYLULET : Ottoman Turkish

Yolu kapamak. * Araya girme. İki şey arasına girip hicab olmak

HAYLULET-İ ARZ : Ottoman Turkish

Ay tutulması. Dünyanın güneşle ay arasına girerek güneş ışığına perde olması

HAYLÛLET : Ottoman Turkish

araya girip perde olma, kapama

HAYM : Ottoman Turkish

Yaramazlık yapmak

HAYMANA : Ottoman Turkish

Başıboş hayvanları haylayıp salıverdikleri çayırlık yer. * Ankara'nın bir kazası

HAYME : Ottoman Turkish

Çadır

HAYME : Ottoman Turkish

çadır

HAYME-GÂH : Ottoman Turkish

(Haymegeh) f. Çadır kurulan yer

HAYME-İ KEBUD : Ottoman Turkish

Mavi çadır. * Mc: Sema, gök

HAYME-NİŞİN : Ottoman Turkish

Çadırda oturan. Göçebe

HAYMENİŞÎN : Ottoman Turkish

çadırda oturan

HAYMUME : Ottoman Turkish

Korkaklık, cübün

HAYMÎ : Ottoman Turkish

Çadır biçiminde olan

HAYN : Ottoman Turkish

Helâk olmak

HAYNUNET : Ottoman Turkish

Yakın olmak, yaklaşmak

HAYR : Ottoman Turkish

Sakınmak. * Büyük avlu

HAYR : Ottoman Turkish

iyilik

HAYR-ENDİŞ : Ottoman Turkish

f. İyilik düşünen, hayırlı iş düşünen

HAYR-HAH : Ottoman Turkish

f. Hayır sâhibi. Herkesin manevî ve maddî iyiliğini isteyen. Allah rızası için ilm-i Kur'an ve imanla, manen ve maddeten hayırlı hizmetler etmeyi ve hayırlı işler işlemeyi seven

HAYR-HAHÎ : Ottoman Turkish

f. İyilikseverlik, hayırhahlık

HAYR-İ MUKAYYED : Ottoman Turkish

Bir kimseye hayırlı olduğu halde, diğer bir kimseye göre zararlı ve şer olan şey

HAYR-UL BERİYYE : Ottoman Turkish

Halkın hayırlısı. Hz. Muhammed (A.S.M.)

HAYR-UL BEŞER : Ottoman Turkish

İnsanların en hayırlısı olan Hz. Muhammed (A.S.M.)

HAYR-UL ENAM : Ottoman Turkish

(Bak: Hayr-ül Vera)