Turkish
HAYATÎ : Ottoman Turkish
hayatla ilgili, önemli
HAYAVİYE : Ottoman Turkish
Hayatla alâkalı âza. (Hayeviye diye de okunur)
HAYBER : Ottoman Turkish
"Arap Yarımadasında Hicaz bölgesinin doğu sınırında ve Medine-i Münevvere'nin 170 km. kuzeyinde bir kasabadır. Evleri, yüksek bir kayanın üzerinde kurulmuş olan bir kalenin etrafında bulunur. Hicretin yedinci senesinde vuku bulan Hayber Gazası ile meşhur olmuştur. Aynı sene içinde Hz. Resulullah Efendimiz, Hudeybiyeden döndükten sonra binikiyüz piyâde ve ikiyüz süvari ile Hayberin fethine gitmiştir.Hayberin eski ahalisi yahudi olup, fetihten sonra haraca bağlanarak vatanlarında bırakılmışlar ise de, Hz. Ömer (R.A.) Peygamberimizin son hastalıklarında ""Arap Yarımadasında iki din birleşemez."" dediğini işittiğinden, daha sonra halifeliği zamanında bu hadise istinaden bütün yahudileri çıkarıp Şam'a naklettirmiştir."
HAYBET : Ottoman Turkish
Mahrumiyyet. İsteğine erememek. Me'yus ve mahrum olmak
HAYBET : Ottoman Turkish
elde edememe, mahrumluk
HAYBET-ZEDE : Ottoman Turkish
f. Sıkıntıya uğrayan, kedere düşen, kederli olan
HAYD : Ottoman Turkish
(C.: Hayud-Ahyâd) Uzanmış büyük dağ burnu
HAYDA' : Ottoman Turkish
Sıcak günlerde uzaktan görenin su sandığı serap
HAYDAR : Ottoman Turkish
Yiğit, cesur, kahraman. * Hz. Ali'nin (R.A.) bir nâmı, * Arslan, gazanfer
HAYDAR : Ottoman Turkish
cesur, yiğit, Hazreti Ali
HAYDAR-I KERRÂR : Ottoman Turkish
Hz. Ali. * Kahramanca döne döne düşmana saldıran
HAYDARANE : Ottoman Turkish
f. Hz. Ali gibi. Kahramanca, yiğitçe, cesurca
HAYDARİYYE : Ottoman Turkish
Hırkanın altına giyilen kısa ve kolsuz elbise
HAYDARÎ : Ottoman Turkish
Kahramanlık, cesurluk, yiğitlik. Arslanlık. * Eskiden bazı esnaf ve köylülerin giydikleri kolsuz aba, hırka
HAYDE : Ottoman Turkish
Meyletmek, yönelmek, eğilmek. * Hakdan ve doğru yoldan ayrılmak
HAYDEB : Ottoman Turkish
Ulu ve yüce yol
HAYDO : Ottoman Turkish
(Kürdçede ism-i tasgirdir) Haydar demektir. (Ali'ye Alo denmesi gibi)
HAYDUD : Ottoman Turkish
(Haydut) Yol kesici. Dağ hırsızı. Eşkiya
HAYDÛT : Ottoman Turkish
yol kesici
HAYE : Ottoman Turkish
f. Yumurta. * Haya, husye
HAYED : Ottoman Turkish
Gölgesinden ürken eşek
HAYENDE : Ottoman Turkish
f. Ağızda çiğneyen
HAYESAN : Ottoman Turkish
Doğru yoldan dönmek, udul etmek. * Nefret etmek
HAYEVAN : Ottoman Turkish
(Bak: Hayvan)
HAYEVÎ : Ottoman Turkish
Canlı. (Bak: Hayaviye)
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani