Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HAYALİYYUN : Ottoman Turkish

(Hayalî. C.) Romantik şâirler, hayalî yazarlar

HAYALİYYUN MEZHEBİ : Ottoman Turkish

Aslı olmayan ve hayalde tasavvur edilen şeyleri, gerçek olduğunu vehm edenlerin mesleği

HAYALÂT : Ottoman Turkish

(Hayal. C.) Hayaller, hülyalar

HAYALÂT-I ÂLİYYE : Ottoman Turkish

Yüksek ve âli hayaller

HAYALÎ : Ottoman Turkish

"Hayale âit. Hayale mensub ve müteallik. * Hayal, yahut halk dili ile ""Karagöz"" oynatanlar."

HAYAT : Ottoman Turkish

Kasaba ve köy evlerinde üstü kapalı, bir, iki veya üç tarafı açık sofa. * Avlu

HAYAT : Ottoman Turkish

dirilik, canlılık

HAYAT-BAHŞ : Ottoman Turkish

f. Hayat bağışlayan, hayat veren, zindelik veren

HAYAT-ENGİZ : Ottoman Turkish

f. Yaşamaya zorlayan, yaşatan

HAYAT-FEZA (EFZA) : Ottoman Turkish

f. Hayat artırıcı, hayat bahşedici. (Bak: Fezâ)

HAYAT-I ALİL : Ottoman Turkish

Hasta ömür, hastalıklı hayat

HAYAT-I ASKERİYYE : Ottoman Turkish

Askerlik hayatı

HAYAT-I HUSUSİYYE : Ottoman Turkish

Hususi hayat, özel hayat. Şahsa ait hayat

HAYAT-I İNSANÎ : Ottoman Turkish

İnsana ait hayat

HAYAT-I TAKDİRİYYE : Ottoman Turkish

Huk: Ana rahminde bulunan çocuğun hayatı

HAYATDÂR : Ottoman Turkish

hayatlı

HAYATFEŞÂN : Ottoman Turkish

hayat saçan

HAYATİYET : Ottoman Turkish

Canlılık. Hayat işaretinin, alâmetinin görünür olması

HAYATİYET : Ottoman Turkish

canlılık

HAYATİYYUN : Ottoman Turkish

Biyoloji âlimleri

HAYATKÂRÂNE : Ottoman Turkish

hayatlı bir şekilde

HAYATPEREST : Ottoman Turkish

yaşamaya pek düşkün olan

HAYATPERVERÂNE : Ottoman Turkish

hayatı severcesine

HAYATÂLÛD : Ottoman Turkish

hayatla karışık

HAYATÎ : Ottoman Turkish

Hayata ve yaşamağa ait. Hayatla alâkalı. Hayat için mecburi olan. * Mc: Çok önemli bir şeyin bağlı bulunduğu başka bir şey. Temel