Turkish
HAYF : Ottoman Turkish
Gözün birisi birine muhalif olmak
HAYFANE : Ottoman Turkish
(C: Hayfân) Alacalı çekirge. * Ayakları uzun olan at
HAYFES : Ottoman Turkish
Kısa adam
HAYFÂ : Ottoman Turkish
yazık!
HAYHAY : Ottoman Turkish
t. Baş üstüne, seve seve yaparım, öyle ya!, şüphesiz, elbette (gibi mânâlara gelir.)
HAYHAY : Ottoman Turkish
aş üstüne
HAYİA : Ottoman Turkish
Şiddetli ses
HAYİC : Ottoman Turkish
Âşık, hayran. * Mest olmuş deve
HAYİDE : Ottoman Turkish
f. Çiğnenmiş. * Ağızdan ağıza dolaşmış, bayat söz
HAYİDE-GÛ : Ottoman Turkish
f. Değersiz sözler söyleyen kimse. * Değersiz şiirler yazan kimse
HAYİH : Ottoman Turkish
Lâzım olduğu halde mevcud olmayan nesne
HAYİL : Ottoman Turkish
Kısır olan hayvan. * Engel, mâni. * Hicâb
HAYİM : Ottoman Turkish
Suyu, tahmin ettiği yerlerde arayıp bulamamak. * Susuz, atşân
HAYİR : Ottoman Turkish
Mütehayyir kimse. * Toplanmış su
HAYİZE : Ottoman Turkish
Aybaşısı olan kadın. (Bak: Hayz)
HAYİŞ : Ottoman Turkish
Sık bitmiş olan hurma ağaçları
HAYK : Ottoman Turkish
Sallanmak. * Dokumak. * Tesir etmek, etkilemek
HAYKAN : Ottoman Turkish
Büyük ve kalın olan. * Kısa boylu bir kimsenin yürümesi. * Omuzunu oynatmak
HAYKATAN : Ottoman Turkish
Türraç kuşunun erkeği
HAYL : Ottoman Turkish
At. At sürüsü. * Atlı sürüsü. * Zümre, güruh. * Düşünmek, hıfzetmek
HAYL-İ ADÜV : Ottoman Turkish
Düşman sürüsü, düşman güruhu
HAYLA' : Ottoman Turkish
Cin taifesinden bir nesne. * Sırtlan. * Korku
HAYLAZ : Ottoman Turkish
yaramaz, aylak
HAYLE : Ottoman Turkish
Zannetmek, sanmak
HAYLİ : Ottoman Turkish
f. Oldukça. Epeyce. Çok. Bir takım. Kesir. Bol
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani