Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HÜCUD : Ottoman Turkish

Uykusuz kalma. Geceleyin az uyuma

HÜCUL : Ottoman Turkish

(Hecl. C.) Uçurumlar, çukurlar, derinlikler, yaralar

HÜCUM : Ottoman Turkish

Saldırma. Hamle ile ileri atılmak. * Sert sözle birine çatmak, karşı çıkmak

HÜCUMÂT : Ottoman Turkish

saldırılar

HÜCUMÂT-I SİTTE : Ottoman Turkish

Altı Hücum. Altı maddelik bir müdafaa (olan bir eser ismi)

HÜCÛM : Ottoman Turkish

saldırı

HÜCÜB : Ottoman Turkish

(Hicâb. C.) Perdeler, hicablar

HÜCÜRAT : Ottoman Turkish

(Hücre. C.) Hücreler, odacıklar, gözler

HÜD' : Ottoman Turkish

Sâkin olmak

HÜDA : Ottoman Turkish

Doğru yol göstermek. * Doğruluk. Hidâyet. * Kur'ân-ı Kerimin bir ismi

HÜDAFET : Ottoman Turkish

Semizlik, besililik, etlilik

HÜDAM : Ottoman Turkish

Deniz tutması

HÜDAT : Ottoman Turkish

(Hâdi. C.) Hidâyet edenler

HÜDB : Ottoman Turkish

(C.: Ehdâb) Kirpik. * Mendil. * Testere çevresinde olan saçak

HÜDBE : Ottoman Turkish

(C.: Hüdeb) Hamle yapmak

HÜDBÜD : Ottoman Turkish

Sütün koyu ve yoğurt olması

HÜDDAB : Ottoman Turkish

Ensiz, ince, uzun yaprak

HÜDDAM : Ottoman Turkish

hizmet edenler, hizmet eden cin

HÜDHÜD : Ottoman Turkish

Süleyman aleyhisselâmın haberci kuşu

HÜDLUL : Ottoman Turkish

Kurt. (Canavar)

HÜDN : Ottoman Turkish

Barış, sulh, musalaha

HÜDU' : Ottoman Turkish

Kamburluk

HÜDÜB : Ottoman Turkish

(C.: Ehdâb) Sarık. * Kirpik, müjgân. * Havlu, el silmeye mahsus pamuklu bez. * Minder kenarında olan püskül

HÜDÜD : Ottoman Turkish

Çok yaşlı ihtiyar. İhtiyar ve zayıf olmak. * Bir binayı gürültüyle yıkıp göçürmek. (Bak: Tehdid)

HÜFAT : Ottoman Turkish

Nazar etmek, bakmak