Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
HÜMANİZM : Ottoman Turkish

insancılık iddiasıyla insanı tanrılaştıran sapık bir felsefe

HÜMAPAYE : Ottoman Turkish

f. Çok yüksek dereceli

HÜMAPERVAZ : Ottoman Turkish

f. Hümâ gibi yükseklerde uçan. * Mc: Yüksek himmetli

HÜMAT : Ottoman Turkish

(Bak: Humat)

HÜMAYUN : Ottoman Turkish

f. Padişaha ait. * Mübarek. Kutlu. Uğurlu. Âlî. * Kuvvetli. (Bak: Hümâ kuşu)

HÜMAYUNNAME : Ottoman Turkish

f. Padişah tarafından bir hükümdara gönderilen mektub

HÜMEYRA : Ottoman Turkish

Pembecik

HÜMEZE : Ottoman Turkish

(Hemz. den) Dürtüştürücü, kırıcı, ısırıcı, sıkıcı. * El ve kaş işâretleri ile ayıplama. * Bir kişinin ardından ayıplarını söyleyen. Gammaz

HÜMEZE SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
suresi olup Mekkîdir

HÜMLUC : Ottoman Turkish

Demirciler körüğü

HÜMMA : Ottoman Turkish

(C.: Hümmeyât) Hastalıktan dolayı vücudda meydana gelen harâret. * Nöbetli hastalık. * Sıtma

HÜMME : Ottoman Turkish

Kara. * Diş eti kararmak

HÜMMEYAT : Ottoman Turkish

(Hümmâ. C.) Hastalıktan dolayı vücutta meydana gelen şiddetli hararetler, ateşler. * Sıtmalar. * Nöbetli hastalıklar

HÜMUD : Ottoman Turkish

(Bak: Humud)

HÜMUM : Ottoman Turkish

Tasalar, kaygılar, kederler, gamlar, gussalar

HÜMUMET : Ottoman Turkish

Pek fazla ihtiyarlık, çok yaşlılık

HÜMÂ : Ottoman Turkish

f. Devlet kuşu. * Saadet. Mutluluk

HÜMÂ : Ottoman Turkish

devlet kuşu, saadet

HÜMÂ KUŞU : Ottoman Turkish

Devlet kuşu. (Hikâyede: Gölgesi kimin başına düşerse o padişah olurmuş, derler. Hümâyun da buradan gelmiştir. Tayr-ı hümâyun, tâlih kuşu, uğur kuşu gibi isimlerle söylenir.)

HÜMÂ-Yİ İKBAL : Ottoman Turkish

Devlet kuşu. * Mc: Yüksek talih, iyi uğur

HÜMÂYUN : Ottoman Turkish

kutlu, mutlu

HÜNANE : Ottoman Turkish

İç yağı

HÜNBA' : Ottoman Turkish

Ağır ve çirkin kadın

HÜNBÜL : Ottoman Turkish

Kısa boylu. Kürk

HÜNER : Ottoman Turkish

f. Mârifet. Bilgililik. Ustalık, mahâret