Turkish
HÜRMET-İ RİBA : Ottoman Turkish
Ribanın yani faizin haram oluşu. (Bak: Riba)
HÜRMETEN : Ottoman Turkish
"Hürmet olsun diye; hürmet, saygı ve ikram maksadıyla."
HÜRMETEN : Ottoman Turkish
saygı duyarak
HÜRMETKÂR : Ottoman Turkish
f. Hürmet eden, saygılı
HÜRMETKÂR : Ottoman Turkish
saygılı
HÜRMETKÂRÂNE : Ottoman Turkish
hürmet edercesine
HÜRMÜZ : Ottoman Turkish
(Hürmüzd) Eski İran takviminde, güneş yılının ilk günü. * Zerdüştlerin bâtıl bir inanışları olan hayır tanrısı. * Jüpiter (Müşteri) yıldızı
HÜRNU' : Ottoman Turkish
Küçük canavar
HÜRR : Ottoman Turkish
Kimsenin baskısı, zorlaması olmadan meşru' dairede istediği gibi yaşayabilen. * Esir veya köle olmayan. Serbest
HÜRR : Ottoman Turkish
hür, serbest
HÜRRE : Ottoman Turkish
Esir veya câriye olmayan hür kadın
HÜRRE-İ MÜKELLEFE : Ottoman Turkish
Fık: Akıl ve bâliğ olan hürre kadın. Sevap ve günahtan mes'ul olan kadın
HÜRRİYET : Ottoman Turkish
"Serbestlik, hür oluş. * Adalet kanununda ve te'dibte, başka hiç kimse, kimseye taarruz ve tahakküm etmemesi ve herkesin hukukunun meşru' olarak korunması, herkesin meşru' hareketlerinde tam serbest olması.(İnsana karşı hürriyet, Allah'a karşı ubudiyeti intac eder.Rabıta-i iman ile Sultan-ı Kâinat'a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye, o adamın izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmesi dahi o adamın şefkat-i imaniyesi bırakmaz. Evet, bir pâdişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın tahakkümüne tenezzül etmez. Bir biçareye tahakküme dahi, o hizmetkâr tenezzül etmez. Demek, iman ne kadar mükemmel olursa, o derece hürriyet parlar. İşte Asr-ı Saadet!... ) (Münazarat)"
HÜRRİYET : Ottoman Turkish
hürlük
HÜRRİYET-İ DİNİYE : Ottoman Turkish
Din hürriyeti. Herhangi bir kimsenin mensub olduğu dinin emirlerini ve icablarını yapmakta asayişe ve başkasının haklarına dokunmamak şartiyle serbest olması
HÜRRİYET-İ HAYVANÎ : Ottoman Turkish
Hayvancasına serbestlik. Hayvanlara yakışan bir serbestiyet
HÜRRİYET-İ VİCDAN : Ottoman Turkish
"Amme hukuku ile ferdî hukuka tecavüz etmemek şartıyla herhangi bir kimsenin her hangi bir fikir veya dini kabul etmekte veya kabul etmemekte serbest olması. Ancak, İslâmiyeti kabul etmiş olan bir kimse, İslâmın esaslarını kısmen de olsa, inkâr ve reddetmekte serbest değildir; İslâm hukukunda mürted muamelesini görür. (Bak: Mürted)Dinî vazifeleri, dinin emirlerini yapmakta ve neşrinde serbestlik ise, din hürriyetidir.(Mâlumdur ki, her hükümette muhalifler bulunur. Asayişe, emniyete dokunmamak şartıyla, hiç kimse vicdaniyle, kalbiyle kabul ettiği bir fikirden, bir metoddan dolayı mes'ul olmaz. Bu, hukukî bir mütearifedir.Hz. Ömer, hilafeti zamanında, âdi bir hristiyan ile mahkemede birlikte muhakeme olundular. Halbuki o hristiyan, İslâm hükümetinin mukaddes rejimlerine, dinlerine, kanunlara muhalif iken, mahkemede onun o hâli nazara alınmaması açıkça gösterir ki, adalet müessesesi hiçbir cereyana kapılmaz, hiçbir tarafgirliğe kaymaz. Bu, din ve vicdan hürriyetinin bir ana umdesidir ki; komünist olmayan şarkta, garbda, bütün dünya adalet müesseselerinde câri ve hâkimdir. R.N.)"
HÜRRİYET-ŞİKEN : Ottoman Turkish
Hürriyeti bozan, hürriyeti kıran
HÜRRİYETPERVER : Ottoman Turkish
hürriyetsever
HÜRRİYETŞİKEN : Ottoman Turkish
hürriyet kırıcı
HÜSAM : Ottoman Turkish
Keskin kılıç
HÜSAMEDDİN : Ottoman Turkish
Dinin keskin kılıcı
HÜSBAN : Ottoman Turkish
Azap. * Yıldırım. * Çekirge. * Saymak
HÜSBANE : Ottoman Turkish
Küçük ok. * Küçük yastık
HÜSEYİN : Ottoman Turkish
Peygamberimizin torunu
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani