Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
KADÎ İYAZ : Ottoman Turkish

Lâkabı: Ebu-l Fadl bin Musa el Yahsabî'dir. Muhaddislerin meşhurlarından ve edebiyatçılardan olup, 476 hicrî tarihinde Site kasabasında doğmuş, sonra Endülüse geçerek Kurtuba'da ve diğer ilim merkezlerinde ilim tahsili yapmıştır. Daha sonra Site kasabasında uzun bir zaman durmuş, bir ara Garnata şehrinde kadılık yapıp, son ömrünü geçirdiği Merakiş şehrine gidip hicri 544 tarihinde vefat etmiştir. Te'lifatı pek çoktur. Kitab-ül İkmâl, Envâr-ül Meşârik, Ettenbihat kitapları hadis ilminde meşhurdur

KADÎ NAİBİ : Ottoman Turkish

Kadıların (hâkimlerin), gitmedikleri yerlere gönderdikleri vekiller

KADÎ-ÜL HÂCÂT : Ottoman Turkish

Bütün ihtiyaçları yerine getiren Hâkim. Allah (C.C.)

KADÎB : Ottoman Turkish

(C.: Kıdbân) İnce ve düz fidan, dal veya çubuk. * Erkeklik âleti

KADÎB : Ottoman Turkish

kılıç

KADÎD : Ottoman Turkish

Kurutulmuş et. * Pek zayıf, kuru ve çelimsiz insan. * Etleri dökülmüş olup yalnız kemikten ibaret olan gövde. İskelet

KADÎH : Ottoman Turkish

Tencere dibinde arta kalan

KADÎM : Ottoman Turkish

Eski zaman. * Başlangıcı olmayan. Uzun zamandan beri var olan. * Evveli bilinmeyen hâl ve keyfiyet

KADÎM : Ottoman Turkish

eski zaman

KADÎMEN : Ottoman Turkish

Eskiden beri. Kadim olarak

KADÎMÎ : Ottoman Turkish

Eskiden beri var olan. Eski

KADÎR : Ottoman Turkish

güçlü

KADÎRİYET : Ottoman Turkish

güçlülük

KADÎRÂNE : Ottoman Turkish

güçlü olarak

KADÎÜLHÂCÂT : Ottoman Turkish

ihtiyaçları veren, Allah

KADIM(A) : Ottoman Turkish

Kemirici hayvan

KADIRGA : Ottoman Turkish

Buharlı gemilerin icadından evvel kullanılan harp gemilerinden biri. Kürek ve yelkenle kullanılırdı. Kadırgalar 25 oturaklı idi ve her küreği dörder adam tarafından çekilirdi. (O.T.D.S.)

KADIZ : Ottoman Turkish

Hep olduğu yerde kalan büyük fıçı

KAF : Ottoman Turkish

hayâlî bir dağ

KAF SURESİ : Ottoman Turkish

Kur'an-ı Kerim'in
suresidir. Bâsikat ismi de verilir. Mekkîdir

KAF'A : Ottoman Turkish

Yağcılar tokmağı. * Hurma kabuğundan yapılan, zenbile benzer kulpsuz bir nesne

KAFA : Ottoman Turkish

(C.: Akfâ) Baş. Kafa. * Ense, arka. * Akıl, zekâ, anlayış

KAFADAR : Ottoman Turkish

f. Arkası sıra giden, peşinden ayrılmayan. * Kafaları birbirine uyan, kafaca birbirine denk olan arkadaş

KAFAR : Ottoman Turkish

Katıksız ekmek

KAFAVE : Ottoman Turkish

Sütten yapılan azık