Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
SEBİHA : Ottoman Turkish

Gecelik. Geceleyin giyilen elbise

SEBİKE : Ottoman Turkish

Eritilerek kalıba dökülmüş şey, külçe. Kalıba dökülmüş altın veya gümüş. * Hafif, küçük

SEBİKE-İ HAK : Ottoman Turkish

"Hak külçesi. * Mc: İşlenmemiş külçe halindeki altın kıymetinin zâhiren görünmemesi gibi; hakkın bâtıl ile mücadelesinin olmadığı zamanda, hakkın kıymet ve lüzumu derecesinin bir cihette bilinememesi."

SEBİKE-İ ZEHEBİYE : Ottoman Turkish

Altun külçesi

SEBİL : Ottoman Turkish

Açık ve büyük yol. Büyük cadde. * Allah rızası için su dağıtılan yer

SEBİL : Ottoman Turkish

cadde, su dağıtımı

SEBİLHANE : Ottoman Turkish

f. Sebil olarak su dağıtılan yer

SEBİLULLAH : Ottoman Turkish

Allah (C.C.) yolu. Karşılıksız. Allah rızası

SEBİN : Ottoman Turkish

Bir dağın adı

SEBİR : Ottoman Turkish

Suret. * Renk. * Asıl. * Heyet

SEBİT : Ottoman Turkish

Aklın sabit olması, aklın durması

SEBK : Ottoman Turkish

Bir şeyi eritme. Kalıba dökme. * Edb: İbarenin tarz ve terkibi

SEBK-İ MEFSUL : Ottoman Turkish

Edb: Ayrı ayrı, kesik kesik yazma tarzı

SEBK-İ MEVSUL : Ottoman Turkish

Edb: Cümleleri bağlayarak birleştirme tarzı

SEBK-İ MÜREKKEB : Ottoman Turkish

Edb: Hem kısa, hem uzun ifâde tarzı

SEBKAT : Ottoman Turkish

Geçmek, ilerlemek

SEBKAT : Ottoman Turkish

ilerleme, geçme

SEBLA' : Ottoman Turkish

Uzun kirpikli göz

SEBLET : Ottoman Turkish

(C.: Sibâl) Bıyık

SEBR : Ottoman Turkish

Men'etmek, engel olmak. * Helâk etmek. * Hapsetmek

SEBR : Ottoman Turkish

mantıkta bir ispat yolu

SEBR VE TAKSİM : Ottoman Turkish

"Mantıkta bir isbatlama tarzı ve usulüdür. Bu iki kelime beraber kullanıldığı gibi, ""delil-i taksim, delil-i münkasım"" gibi tâbirlerle de söylenir. Bu isbatlamada bir şeyin aslında bulunan vasıflar, illet olmaktan birer birer ibtal edildikten sonra, tam illet olmaya elverişli olan tesbit edilir. (Lât: Residu: Arkada kalan, bâkiye.) Taksim: Man: Bir bütünü hariçte hiç artmamak şartıyla bölmek."

SEBRE : Ottoman Turkish

(C.: Seberât) Pek soğuk olan erken vakit

SEBSEB : Ottoman Turkish

(C.: Sebâsib) Issız büyük çöl. * Kâfirlerin bayramı

SEBT : Ottoman Turkish

(C.: Esbât-Sübut-Esbüt) Rahat etmek. * Boyun vurmak. * Saç sarkıtmak. Bir çeşit deve yürüyüşü. * Cumartesi günü. * Şaşırmak, hayrette kalmak. * Çok zeki, dâhiye. * Başı tıraş etmek