Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ÂMİR-İ MÜSTAKİL : Ottoman Turkish

Hiç kimseye bağlı olmayan ve istiklâl sahibi olan âmir, kumandan

ÂMİR-İ VİCDANÎ : Ottoman Turkish

Vicdana emreden, vicdanı çalıştıran

ÂMİRANE : Ottoman Turkish

f. Emredercesine. Amir imiş gibi. * Emreden büyük kimseye yakışır şekilde

ÂMİRİYYET : Ottoman Turkish

"Kumandanlık hâli. * Amir, emredici olmak.(Evet, bu kâinata geniş bir dikkat ile bakan; kâinatı gayet haşmetli ve gayet faaliyetli bir memleket, belki idâresi gayet hikmetli ve hâkimiyeti gayet kuvvetli bir şehir hükmünde görür, her şeyi ve her nev'i birer vazife ile musahharâne meşgul bulur. $ âyetinin askerlik mânasını ihsas eden temsiline göre: Zerrât ordusundan ve nebatât fırkalarından ve hayvanât taburlarından, tâ yıldızlar ordusuna kadar olan Cünud-u Rabbaniyeden, o küçücük memurlarda ve bu pek büyük askerlerde hâkimâne tekvini emirlerin, âmirane hükümlerin, şâhâne kanunların cereyanları, bedâhetle bir Hâkimiyet-i Mutlakanın ve bir âmiriyet-i külliyenin vücuduna delâlet ederler. ş.)"

ÂMİRZ-KÂR : Ottoman Turkish

f. Bağışlayan, affeden Allah. * Affeden, bağışlayan

ÂMİRZİŞ : Ottoman Turkish

f. Allah'ın afvetmesi, bağışlaması. * Bağışlama, afvetme

ÂMİYANE : Ottoman Turkish

f. Âdice. Bayağıca. Cahillere yakışır surette

ÂMİYY : Ottoman Turkish

Avama ait, avamca

ÂMİZ(E) : Ottoman Turkish

f. Karışık, karışmış. (Âmihten) $ mastarından imtizaç etmek, karıştırmak mânasındadır

ÂMİZ-GÂR : Ottoman Turkish

f. Uygun, münâsib, yaraşır

ÂMİZE-MU(Y) : Ottoman Turkish

f. Saçı sakalı kırlaşmış olan adam. Kır sakallı kimse

ÂMİZE-MUYÎ : Ottoman Turkish

f. Kır saçlı ve kır sakallı kimse

ÂMİZİŞ : Ottoman Turkish

f. Uysallık, imtizaç, uyuşma

ÂMM : Ottoman Turkish

Herkese âit. Umuma âit. Hususi ve bazılara mahsus olmayan. Umumi

ÂMM LÂFIZLAR : Ottoman Turkish

"Aynı cinsin birçok fertlerine birden delâlet eden lâfızdır. ""Kavil, cemaat, nisa"" lâfızları gibi."

ÂMME : Ottoman Turkish

Tülbent sargı. * Su içinde üstüne binip yüzülen şişirilmiş tulum. * Umumi. Herkese ait

ÂMÂDE : Ottoman Turkish

f. Hazırlanmış, hazır

ÂMÂDE-GÎ : Ottoman Turkish

f. Hazırlık, âmâdelik

ÂMÂL : Ottoman Turkish

(Emel. C.) Emeller. Arzular. Gayeler. Dilekler. İstekler

ÂMÂL-İ MA'SUMÂNE : Ottoman Turkish

Masumcasına emeller, arzular

ÂMÂL-İ SERMEDÎ : Ottoman Turkish

Sermediyete âit arzu ve emeller. Cennete, ebediyyete dâir dilek ve temenniler

ÂMÂL-İ UHREVİYE : Ottoman Turkish

Ahirete ait emeller, ümitler ve istekler

ÂMÂÇ : Ottoman Turkish

f. Saban demiri. * Hedef, nişan tahtası

ÂMÂÇ-GÂH : Ottoman Turkish

f. Nişan atılan yer, nişan yeri. Hedef mahalli

ÂN : Ottoman Turkish

f. Uzağı gösteren işâret ismi. Şu. Bu. O. * Güzellik câzibesi. Melâhat. Güzellik. * Cemi edâtı. Kelimenin sonuna getirilerek cemi' yapılır. Meselâ: Âlimân: Âlimler. Anân: Onlar. Merdân: Adamlar. İnsanlar. Zenân: Kadınlar.Kelimenin sonuna getirilerek sıfat edatı yapılır: Ters: Korku. Tersân: Korkak.Kelimeyi zarf yapar. Güyân: Söyliyerek