Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ÂNE : Ottoman Turkish

f. Kelime sonuna getirilerek zarfiyet ifâdesi için kullanılan nisbet edatıdır. Meselâ: Mütefekkirâne (: Mütefekkire yakışır halde) kelimesinde olduğu gibi

ÂNİF : Ottoman Turkish

Yakında geçen. Pek yakın geçmişte

ÂNİF-ÜL BEYÂN : Ottoman Turkish

Biraz evvel bildirilen, az önce beyan olunan

ÂNİF-ÜZ ZİKR : Ottoman Turkish

Az önce bildirilen, biraz evvel tebliğ edilen

ÂNİFE : Ottoman Turkish

Gençlik çağının başlangıcı

ÂNİFEN : Ottoman Turkish

Yukarıda. * Az önce, biraz evvel

ÂNÂ : Ottoman Turkish

(Ani. C.) Gece yarısı vakitleri

ÂNÂ-ÜL-LEYL : Ottoman Turkish

Gece yarıları, gecenin geç vakitleri

ÂNÂF : Ottoman Turkish

(Enf. C.) Burunlar

ÂNÂN : Ottoman Turkish

f. (An. C.) Onlar

ÂR : Ottoman Turkish

Utanma, mahcubiyet. Utanılacak şey. Ayıp. Şiyb. Şerm. Haya

ÂR Ü NAMUS : Ottoman Turkish

Utanma, haya ve namus

ÂREC : Ottoman Turkish

f. Dirsek, kolun arka tarafı

ÂRİB : Ottoman Turkish

Halis Arap cinsinden olan

ÂRİC : Ottoman Turkish

(Uruc. dan) Yukarı çıkıp yükselen. Çıkıp inen. Uruc eden. * Topal, aksak, noksan

ÂRİF : Ottoman Turkish

(İrfan. dan) Bilen, bilgide ileri olan. Aşinâ, vâkıf. Hakkı, hakkı ile bilen. * Sabırlı ve mütehammil. * Çok düşünmeğe ihtiyaç kalmaksızın, tekellüfsüz gördüğünü bilen ve anlayan. * Zevkî ve vicdanî irfan sâhibi olan

ÂRİF-İ BİLLAH : Ottoman Turkish

Mürşid, ermiş, evliyâ. Hakkın nuru ile Cenab-ı Hakk'ı bilen. Âlemi, hâdiseleri İlahî feyz ve ilim ile gören veli

ÂRİF-İ ESRAR : Ottoman Turkish

İlâhî sır ve hakikatlara vâkıf olan

ÂRİF-İ MÜNEVVER : Ottoman Turkish

Nurlanmış ve mesleğinin mütehassısı olmuş ve aklı ile beraber kalbi de nurlanmış âlim. Arif-i Billâh

ÂRİFAN : Ottoman Turkish

f. Ermişler. Arifler

ÂRİFANE : Ottoman Turkish

t. Arife yakışır surette. Bilene yakışır şekilde. İrfan sahibi olarak

ÂRİM : Ottoman Turkish

İnatçı, kafa tutan

ÂRİZ : Ottoman Turkish

Azarlayıcı

ÂRSIZ : Ottoman Turkish

Bî-ar, utanmaz, arsız

ÂRÂ : Ottoman Turkish

f. Süsleyen. Bezeyen