Turkish
İBCAL : Ottoman Turkish
Büyük saygı, tâzim ve tekrim. (Bu mânâlarda kullanılırsa da tebcil şeklinde kullanılması doğrudur.)
İBCAM : Ottoman Turkish
Huzur ve rahatını bozma. Rahatsız etme
İBDA' : Ottoman Turkish
İzhar etmek. Bir yerden diğer bir yere çıkmak. * Yaratmak. Nümunesiz şey yapmak
İBDA-I SAN'AT : Ottoman Turkish
Benzeri olmayan mükemmellikte san'at eseri. İbda' yapabilene mübdi', eserlerine bedi'a denir
İBDAD : Ottoman Turkish
Uzaklaştırma, teb'id. * Bir şeyi uzatma
İBDAL : Ottoman Turkish
Değiştirmek. Tebdil ve tahvil eylemek. Birinin yerine diğerini getirmek
İBDAN : Ottoman Turkish
Kısrak. * Câriye, kız veya kadın esir
İBEK : Ottoman Turkish
f. Put, sanem, haç
İBER : Ottoman Turkish
(İbret. C.) İbretler, ders alınacak şeyler
İBGAZ : Ottoman Turkish
(Buğz. dan) Buğzetme, nefret etme, hoşlanmama, sevmeme
İBHA : Ottoman Turkish
Kesilme, inkıtâ'
İBHAC : Ottoman Turkish
Sevindirme, sürur ve sevinç verme
İBHAH : Ottoman Turkish
Sesini boğuk bir şekilde çıkarma
İBHAK : Ottoman Turkish
Gözünü çıkarma, kör etme
İBHAL : Ottoman Turkish
Kendi hâline bırakma, salıverme
İBHAM : Ottoman Turkish
Mübhem, kapalı bırakmak. Belirsiz olmak. Muayyen olmayan. * Edb: Sözün kolayca anlaşılmayacak şekilde kapalı olması, vâzıh olmayışı. * Baş parmak
İBHAMAT : Ottoman Turkish
(İbham. C.) Mübhem şeyler, açıklanmayan mes'eleler, üstü kapalı sözler
İBHAMVARÎ : Ottoman Turkish
f. Belli etmeyerek, âşikâr surette tanıtmıyarak, gizli bir şekilde, mübhem olarak
İBHAR : Ottoman Turkish
(Bahr. dan) Deniz yolculuğu
İBHİRAR : Ottoman Turkish
Gece yarısı olma
İBİBİK : Ottoman Turkish
Çavuşkuşu, hüdhüd
İBİK : Ottoman Turkish
Horozun başındaki kırmızımsı bir renkte uzanmış et parçası
İBİL : Ottoman Turkish
(Bak: İbl)
İBİŞ : Ottoman Turkish
Hımbıl, salak. * Orta oyunu ve kukladaki şahıslardan biri
İBKA : Ottoman Turkish
Bâkileştirmek. Devamlı etmek. Azletmeyip yerinde bırakmak. Yerinde devamlı etmek. * Tayinleri her sene, bir sene müddetle yapılan memurlardan bu müddet bitmeden evvel hizmetleri beğenilenlerin yeniden bir sene için yerlerinde kalmalarına müsaade edilmesi. * Mc: Sınıfta bırakmak.(... Madem her şey elimizden çıkacak, fâni olup kaybolacak. Acaba bâkiye tebdil edip ibka etmek çaresi yok mu? deyip, düşünürken birden semavî sadâ-yı Kur'an işitiliyor... S.)
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani