Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İBRAHİM BİN EDHEM : Ottoman Turkish

Babası Belh Şehrinin Pâdişahı idi. Hicri
asırda yetişmiş büyük bir veliyullahtır. Bir çok kerametleri görülmüş, Allah rızası yolunda dünya saltanatını terk ederek fakirliği kabul etmiş ve bütün ömrünü ibadet ve taat ile geçirmiştir. Kerametleri dillere destandır

İBRAHİM DESUKÎ : Ottoman Turkish

Büyük âlim ve mutasavvıflardan olup büyük makam sâhibi bir zâtdır. Pek meşhur ve çok güzel sözleri ve mev'izaları vardır. 676 tarihinde 43 yaşında Şam'da vefat etmiştir. (K.S.)

İBRAHİM HAKKI : Ottoman Turkish

(K.S.)
Hi:
asırda yaşamış büyük âlim ve mutasavvıftır. Hasankale'li olup en son Tillo'da yaşamıştır. Marifetname isimli meşhur eseri vardır

İBRAHİM-VARİ : Ottoman Turkish

f. İbrâhim (A.S.) gibi. Fani, gelip geçici şeylere kalbini bağlamamak sureti ile

İBRAK : Ottoman Turkish

Av hayvanlarını ürkütüp korkutmak. * Koyun kurban etmek. * Şimşek çakmak

İBRAM : Ottoman Turkish

Israrla rica etmek. Usandırıncaya kadar üzerine düşmek. * Usandırmak, yıldırmak. * İpi sağlam bükmek. * Muhkem kılmak

İBRAMAT : Ottoman Turkish

(İbram. C.) Yalvarmalar, ısrar etmeler, rica etmeler, zorlamalar

İBRANAME : Ottoman Turkish

Alacaklı kimse tarafından alacak ve verecek kalmadığına dair verilen kâğıt. İbrâ senedi

İBRANİ : Ottoman Turkish

Eski Yahudi Sülâlesi veya o soydan olan

İBRAR : Ottoman Turkish

Yapılan yeminin doğru olduğu tasdik edilme

İBRAZ : Ottoman Turkish

Göstermek. Meydana koymak

İBRAZ-I FAZL U HÜNER : Ottoman Turkish

Hüner ve fazilet gösterme

İBRE : Ottoman Turkish

İnce iğne gibi âlet. * Saatlerde veya pusuladaki rakamlara işâret eden ince âlet. * Çam gibi ağaçların yaprağı

İBRE-İ HAYYAT : Ottoman Turkish

Kendi işlerini bırakıp başkasının işlerini halledip düzeltmeye çalışan adam. * Terzi iğnesi

İBRET : Ottoman Turkish

Uyanıklığa sebeb olan ders. * Çok çirkin ve düşündürücü. * Tuhaf, acâyip

İBRET-İ ÂLEM İÇİN : Ottoman Turkish

Bütün âleme ibret olsun diye. Herkese ibret olsun için

İBRETAMİZ : Ottoman Turkish

(İbret-âmiz) f. İbret öğreten. Ders verici hâdise

İBRETBAHŞ : Ottoman Turkish

f. İbret veren, ibreti iktiza eden

İBRETBİN : Ottoman Turkish

f. İbret almış, ders almış

İBRETEN : Ottoman Turkish

İbret olmak üzere, intibah ve ibret vesilesi olmak için

İBRETFEŞAN : Ottoman Turkish

f. İbret dağıtan, çok mühim ders verici hâdise

İBRETNÜMA : Ottoman Turkish

f. İbret gösteren. İbret veren

İBRETNÜMUN : Ottoman Turkish

f. İbret olan, ders olan

İBRİC : Ottoman Turkish

Yoğurdu yayıp ayran yapmağa yarayan âlet. Yayık

İBRİK : Ottoman Turkish

(C.: Ebârik) Topraktan, tenekeden, hattâ bakırdan, gümüşten, altundan yapılan emzikli su kabı. * Abdest almağa, çay, kahve v.s. yapmağa yarayan ayrı ayrı ve türlü türlü kaplar. * İyi ve parlak kılıç