Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
İBN-İ MES'UD : Ottoman Turkish

"Ebu Abdurrahman Abdullah Bin Mes'ud da denir. (R.A.)şeref-i İslâm ile müşerref olanların altıncısıdır. Bütün gazvelere iştirak etmiştir. Dâimî surette huzur-u Risalette bulunduğundan Kur'an-ı Kerim'i herkesten iyi öğrendiği gibi, pekçok hadis de işitmiş ve ezberlemişti. Kur'an-ı Kerim'i en evvel Mekke'de Kureyş'e duyuran, Makam-ı İbrahim'de ""Rahman"" Suresini açıktan okuyan, bu zâttır. Ashab-ı Kiramın büyük fakih ve müçtehidlerindendir. Bünyesi çok zayıftı. Resul-i Ekrem (A.S.M.) bir gün Ashab-ı Kirama hitaben: ""Siz İbn-i Mes'ud'un vücudca zayıf olduğuna bakmayınız. Mizanda hepinizden ağırdır."" buyurmuşlardır.Bir gün kendisine: Hangi ilim mu'teberdir diye sormuşlar. ""Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif ilmini çok severim"" cevabını vermiştir. Resul-i Ekrem'den (A.S.M.) 840 hadis rivayet etmiştir. Hicri 32 tarihinde 60 yaşını mütecaviz olduğu halde ebedî hayata kavuşmuştur."

İBN-İ MİKRAZ : Ottoman Turkish

Sansar

İBN-İ RÜŞD : Ottoman Turkish

(Kadı Muhammed Bin Ahmed) (Hi:
595) Endülüs Devleti zamanında yetişen bir filozoftur. Kurtuba'da doğmuştur.(Kur'an vahiy olmakla beraber delâil-i akliye ile te'yid ve tahkim edilmiş. Evet kâmil ukalânın ittifakı buna şâhiddir. Başta ulema-i ilm-i Kelâmın allâmeleri ve İbn-i Sina, İbn-i Rüşd gibi felsefenin dâhileri müttefikan esasat-ı Kur'aniyeyi usulleriyle, delilleriyle isbat etmişler. M.)

İBN-İ SEBİL : Ottoman Turkish

Yolcu. Seyyah

İBN-İ SİNA : Ottoman Turkish

(Hi:
428) Buhara'lı olup zamanının en büyük âlimi, doktor ve filozofudur. Avrupa'da, Avicenna diye tanınmıştır

İBN-İ TEYMİYE : Ottoman Turkish

(Hi:
728) Diğer adı Ahmed bin Abdülhalim Harranî'dir. Hanbelî fıkıh ve hadis âlimi olarak bilinir. Bazı mes'elelerde ifrata kaydığından cumhur-u ulemaca hüsn-ü kabul görmemiştir

İBN-İ UYEYNE : Ottoman Turkish

(Hi:
198) Ebu Muhammed Süfyan bin Uyeyne, ikinci derecede tâbiinden olup aslen Kufeli olduğu hâlde Mekke-i Mükerreme'de kalmıştır. Hadisde, tefsirde ve bilhassa Hadis-i Şerifleri tefsir etmede derin âlim olup yedi bin Hadis-i Şerif nakletmişti. Zâhid, müttaki ve sâlih bir zât olup kuru arpa ekmeği ile beslendiği meşhurdur. (Rahmetullahi aleyh)

İBN-İ VAKT : Ottoman Turkish

Zamanın uyarına giden, vaktin icaplarına göre hareket eden kişi. Zamane adamı. * Mizaç ve tabiata göre söz söyleyen kimse

İBN-İ VERDÂN : Ottoman Turkish

Hamam içinde olan kara çekirge

İBN-İ ZÜKÂ : Ottoman Turkish

Sabah

İBN-İ ÖMER : Ottoman Turkish

(Bak: Abdullah İbn-i Ömer)

İBN-İ ÜSBUAYN : Ottoman Turkish

Çok güzel genç. * Ayın ondördü

İBN-İ IRS : Ottoman Turkish

(C: Benât-ı ırs) Gelincik dedikleri küçük hayvan

İBN-İL CELLÂ : Ottoman Turkish

Meşhur kişi. Namlı ve şöhretli adam

İBN-ÜL BETÛL : Ottoman Turkish

Hz. İsâ (A.S.). Hz. Meryem'in oğlu. (Bak: Betûl)

İBN-ÜL HABBE : Ottoman Turkish

Ekmek

İBN-ÜL MÂ' : Ottoman Turkish

Su kuşu

İBN-ÜL ÜNS : Ottoman Turkish

Dost

İBN-ÜS-SEBİL : Ottoman Turkish

Misâfir

İBN-ÜZ ZAMAN : Ottoman Turkish

Zamanın çocuğu. Devrin adamı

İBN-ÜZ ZİNÂ : Ottoman Turkish

Zinâ sonucu meydana gelen çocuk. Piç

İBNE : Ottoman Turkish

Kız çocuğu. Veya teennüs eden oğlan

İBRAD : Ottoman Turkish

Güçsüzleştirme, âciz bırakma. * Soğutma

İBRAHİM : Ottoman Turkish

"İbrahim kelimesi, İbranicede baba anlamına gelen ""eb""; ve cumhur demek olan ""reham"" kelimelerinden meydana gelmiştir. ""Ebu-l cumhur"" ise; cumhurun babası demektir. Bu ismi meydana getiren kelimelerin ikisinin de hareke veya telaffuzlarını az bir değişiklik yapmakla yine bu mânalar Arapçada vardır. Bu da İbranilerle Arapların yakınlıklarına delildir."

İBRAHİM (A.S.) : Ottoman Turkish

Halilullah ve Halil-ür Rahman da denir. Peygamberlerden İshak ve İsmâil'in (A.S.) babasıdır. Yirmi sahifelik kitap kendisine nâzil olmuştur. Süryanice konuşurdu. Peygamberimizin de (A.S.V.) ceddi idi. Urfa'da doğduğu da rivayet edilir. Zamanın kralı Nemrud tarafından ateşe atılmak istendi, mu'cize olarak ateş onu yakmadı. En şiddetli zamanda dahi Allah'tan başka kimsenin dostluğunu kabul etmediğinden, sadece ondan meded beklediğinden kendisine Halilullah denilmiştir. Sonra Mısır'a ve Kenan iline gitti. Oğlu İsmail (A.S.) ile birlikte Kâbe-i Muazzama'yı yeniden inşa' ettiler. Kudüs'te medfun'dur.( $ Ayet-i Kerimesinin delâletine göre, Hazret-i İbrahim ateşe atıldığı zaman, ateşin harareti burudete inkılâb etmesi, beşerin keşfettiği yakıcı olmayan mertebe-i nâriyeye örnek ve me'hazdır. İ.İ.)(Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm'ın Nemrud'a karşı imate ve ihyâda Güneş'in tulu' ve gurubuna intikali, cüz'î imate ve ihyadan küllî imate ve ihyâya intikaldir ve bir terakkidir. O delilin en parlak ve en geniş dairesini göstermektir. Yoksa bir kısım ehl-i tefsirin dedikleri gibi, hafî delili bırakıp, zâhir delile çıkmak değildir. M.)