Turkish
ESAVİD : Ottoman Turkish
(Sevâd. C.) Sevadlar, karanlıklar, siyahlıklar
ESB : Ottoman Turkish
At, beygir, feres
ESB-İ SABÂ-REFTER : Ottoman Turkish
f. Rüzgâr gibi giden at
ESB-İ TÂZİ : Ottoman Turkish
Arap atı
ESBAB : Ottoman Turkish
"(Sebeb. C.) Sebebler. Bir şeye vâsıta olanlar. Sebeb olanlar. (Evet, izzet ve azamet ister ki; esbab, perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. Tevhid ve Celâl ister ki; esbab, ellerini çeksinler te'sir-i hakikiden. M. N.)(Cenab-ı Hak, müsebbebatı esbaba bağlamakla, intizamı, temin eden bir nizamı kâinatta vaz'etmiş. Ve her şeyi, o nizama müraat etmeğe ve o nizamla kalmaya tevcih etmiştir. Ve bilhasa insanı da, o daire-i esbaba mürâat ve merbutiyet etmeğe mükellef kılmıştır. Her ne kadar dünyada, daire-i esbab, daire-i itikada galip ise de; Ahirette hakaik-i itikadiye tamamen tecelli etmekle, daire-i esbaba galebe edecektir. Buna binaen, bu dairelerin herbirisi için ayrı ayrı makamlar, ayrı ayrı hükümler vardır. Ve her makamın iktiza ettiği hükme göre hareket lâzımdır. Aksi takdirde daire-i esbabda iken; tabiatiyle, vehmiyle, hayaliyle daire-i itikada bakan; Mu'tezile olur ki, te'siri esbaba verir. Ve keza, daire-i itikadda iken, ruhuyle, imaniyle daire-i esbaba bakan da, esbaba kıymet vermeyerek Cebriye mezhebi gibi tenbelcesine bir tevekkül ile nizâm-ı âleme muhalefet eder. İ.İ.)"
ESBAB-I FESHİYYE : Ottoman Turkish
Huk: Bir i'lâmın istinaf suretiyle bozulmasını icabettiren sebepler
ESBAB-I HAKİKİYE : Ottoman Turkish
Gerçek sebepler, hakiki sebepler
ESBAB-I MUHAFFİFE : Ottoman Turkish
(Esbâb-ı mazeret) Yapılan bir cürmün ve kabahatın cezasını hafifletici sebebler
ESBAB-I MÛCİBE : Ottoman Turkish
Gerektiren sebebler. İcab eden sebepler
ESBAB-I MÜCBİRE : Ottoman Turkish
İcbar eden, cebreden, zorlayan sebepler
ESBAB-I MÜŞEDDİDE : Ottoman Turkish
"Kuvvetlendiren, artıran sebepler. Cezâ hukukunda; cezâyı ağırlaştıran kanuni veya takdiri sebepler. (Esbâb-ı muhaffifenin zıddıdır.)"
ESBAB-I NAKZİYYE : Ottoman Turkish
Bir hükmün daha yüksek bir merci tarafından bozulmasını icâb ettiren sebepler. Bozma sebepleri
ESBAB-I NÜZUL : Ottoman Turkish
İnmesinin sebebleri. * Kur'an-ı Kerim âyetlerinin gelmesine (Cebrail Aleyhisselâm vasıtası ile indirilmesine) sebeb olan hâdiseler
ESBAB-I SAHİHA : Ottoman Turkish
Doğru ve sahih sebepler
ESBAB-I SÜBUTİYE : Ottoman Turkish
İsbata yarıyan sebepler. Sübut delilleri
ESBAB-I TABÎİYE : Ottoman Turkish
Tabiattaki sebepler. (Bak: Delil-i İnâyet)
ESBABPEREST : Ottoman Turkish
"Allah'ı unutarak sebeblere haddinden ziyade değer veren. Her şeyi bir sebebe bağlayıp, Allah'ın fâil ve her şeyin hâkimi olduğunu inkâr eden veya ona kıymet vermek istemeyen.(Arkadaş! Esbab ve vesaiti, insan, kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebep olur. Meselâ kelb, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı hasene ile muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hatta sadâkat ve vefâdarlığı darb-ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlâkına binâen, insanlar arasında kendisine, mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmağa lâyık iken, maalesef insanlar arasında mübarekiyet değil necis-ül-ayn addedilmiştir.Tavuk, inek, kedi gibi sair hayvanlarda, insanların onlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı halde, insanlarca aziz ve mübarek addedilmektedirler. Bunun esbabı ise, kelpte hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zâhiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki; Mün'im-i Hakiki'den bütün bütün gafletine sebep olur. Binaenaleyh, vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakiki'den yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tâhir olsun. Çünki hükümler, hadler, günahları afveder; ve beyn-en-nas tahkir darbesini, gaflete keffâret olarak yemiştir.Öteki hayvanlar ise vesaiti bilmiyorlar ve esbaba o kadar kıymet vermiyorlar. Meselâ, kedi seni sever, tazarru' eder (senden ihsanı alıncaya kadar). İhsanı aldıktan sonra öyle bir tavır alır ki; sanki aranızda muârefe yokmuş ve kendilerinde, sana karşı şükran hissi de yoktur. Ancak Mün'im-i Hakiki'ye şükran hisleri vardır. Çünki, fıtratları Sânii bilir ve lisan-ı halleriyle ibadetini yaparlar. Şuur olsun olmasın...Evet kedinin ""mır! mır! ları ""Yâ Rahim! Yâ Rahim! Yâ Rahim!"" dir. M.N.)"
ESBAK : Ottoman Turkish
Geçenki, geçen, evvelki, önceki. Daha önce geçmiş olan. Evvel gelen
ESBAK : Ottoman Turkish
daha önceki
ESBAN : Ottoman Turkish
Kadınların başlarını örttükleri güzel ve ince bir örtü. * Kadınların, yüzlerini örtükleri peçe, tül
ESBAT : Ottoman Turkish
(Sıbt. C.) Torunlar. Çocuğunun çocukları. Oğlunun oğulları. * Beni İsrâil kabileleri
ESBEL : Ottoman Turkish
Bıyıkları uzun olan adam
ESBİL : Ottoman Turkish
f. At hırsızı, at çalan
ESBRAN : Ottoman Turkish
f. At süren, süvâri, at koşturan
ESBRİZ : Ottoman Turkish
(Esb-riz) f. At koşusu. * Savaş meydanı
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani