Turkish
ESBSÜVAR : Ottoman Turkish
(Esb-süvâr) f. Ata binmiş
ESBTAZ : Ottoman Turkish
f. At koşturucu, at koşturan. * At koşturacak meydan, saha. * Her şemsî ayın onsekizinci günü
ESBÂB : Ottoman Turkish
sebepler, vasıtalar, vesileler, araçlar
ESBÂBPEREST : Ottoman Turkish
sebepleri yaratıcı sanan
ESBÂT : Ottoman Turkish
torunlar
ESCA' : Ottoman Turkish
(Sec'. C.) Edb: Nesirde fıkra sonlarının kafiye tarzında olan uygunlukları, vezinli nesirler
ESCAL : Ottoman Turkish
(Secel. C.) İçi su dolu kovalar
ESCER : Ottoman Turkish
Kırmızı gözlü kimse. * Su biriken yer
ESDAF : Ottoman Turkish
Sadefler, inci kabukları. * Midye ve isridye gibi deniz mahluklarının şeffaf, parlak kabukları
ESDAK : Ottoman Turkish
(Sıdk. dan) Çok sadık, doğru ve emniyetli kimse
ESDİKA : Ottoman Turkish
Sâdıklar, sâdık olanlar
ESDİKÂ : Ottoman Turkish
sadıklar
ESDÂF : Ottoman Turkish
sadefler, inci kabukları
ESED : Ottoman Turkish
Arslan, şir
ESED : Ottoman Turkish
aslan
ESEDD : Ottoman Turkish
Sağlam, kavi, muhkem
ESEDULLAH : Ottoman Turkish
Allah'ın arslanı. * Hz. Ali'nin (R.A.) bir nâmı, lâkabı
ESEDÎ : Ottoman Turkish
Arslana aid. * Üzerinde arslan resmi bulunan mâdeni para
ESEF : Ottoman Turkish
Hüzün, gam, nedamet, pişmanlık. Daralmak. Elden çıkan bir şey için hâsıl olan üzüntü
ESEF : Ottoman Turkish
tasa, üzüntü, gam
ESEF-HAN : Ottoman Turkish
f. Acıyan, merhamet eden, şefkat eden, esef eden
ESEF-NAK : Ottoman Turkish
f. Hüzünlü, acıklı, esefli
ESEFA : Ottoman Turkish
Vâ esefâ! Eyvah, yazık!
ESEFÂ : Ottoman Turkish
yazık!
ESEKK : Ottoman Turkish
Tavşan. * Kulağı kesik olan. * Küçük kulaklı. * Kulağı işitmeyen. Sağır
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani