Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ESELE : Ottoman Turkish

(C. Eselât) Dil ucu. * Urgan ucu. Uzun süngü

ESENN : Ottoman Turkish

Daha yaşlı, en yaşlı. İhtiyar

ESER : Ottoman Turkish

Serçe kuşu. Usfur. * Göbeğinde illeti olan

ESER : Ottoman Turkish

yapı, iz, kitap

ESER-İ CEDİD : Ottoman Turkish

Eskiden imâl edilen kâğıt cinslerinden birinin adı idi

ESER-İ DEST : Ottoman Turkish

El eseri, kendi kuvvet ve kudretinin eseri

ESER-İ HAYAT : Ottoman Turkish

Hayat alâmeti, hayat eseri, hayat belirtisi

ESER-İ SAN'AT : Ottoman Turkish

San'at eseri. San'at değeri olan eser

ESFA : Ottoman Turkish

Alnı dar at. * Tez yürüyüşlü katır

ESFAD : Ottoman Turkish

(Safd. C.) Atiyye ve ihsanlar

ESFAR : Ottoman Turkish

(Sefer. C.) Seferler, yolculuklar, yola gidişler. * Düşmana karşı gidişler, akınlar. * (Sifr. C.) Büyük kitaplar, ciltler

ESFAR-I BAHRİYYE : Ottoman Turkish

Deniz yolculukları. Deniz seferleri

ESFAR-I BAÎDE : Ottoman Turkish

Yolculuklar, uzak seferler

ESFAT : Ottoman Turkish

(Sefet. C.) Sepetler

ESFEL : Ottoman Turkish

En sefil, çok sefil, en alçak, en aşağı, çok fenâ

ESFEL : Ottoman Turkish

en aşağı

ESFEL-İ SÂFİLÎN : Ottoman Turkish

Sefillerin en sefili. Cehennem'in en aşağı tabakasındakiler

ESFEL-İ SÂFİLÎN-İ HISSET : Ottoman Turkish

Alçaklığın en aşağı derecesi

ESFELİSÂFİLÎN : Ottoman Turkish

aşağıların en aşağısı

ESFELİYYET : Ottoman Turkish

Aşağılık, âdilik, alçaklık

ESHA : Ottoman Turkish

(Sahi. den) Çok cömert, fazla eli açık, pek sahi kimse

ESHA' : Ottoman Turkish

Türlü türlü, günâ gûn, rengârenk

ESHAB : Ottoman Turkish

(Bak: Ashâb)

ESHAL : Ottoman Turkish

Misvak ağacı

ESHAM : Ottoman Turkish

(Sehm. C.) Oklar. * Nasibler, hisseler