Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
ESHAM : Ottoman Turkish

hisseler, paylar

ESHAM-I UMUMİYE : Ottoman Turkish

Tanzimat devrinde devletin, halka borç karşılığı olarak verdiği hisse bedelleri

ESHAR : Ottoman Turkish

Seher vakitleri, seherler. Gece yarısından sonra ve tan yeri açılmazdan evvelki vakitler

ESHAR-I BAHAR : Ottoman Turkish

Bahar sabahları

ESHED : Ottoman Turkish

Becerikli, maharetli, mahir, açıkgöz, uyanık olan kişi

ESHEL : Ottoman Turkish

Çok kolay, daha kolay, asan

ESHEL : Ottoman Turkish

daha kolay

ESHEL-İ TARİK : Ottoman Turkish

En çıkar yol. En kolay ve kestirme olan yol

ESHEL-İ UMUR : Ottoman Turkish

İşlerin en kolayı

ESHER : Ottoman Turkish

Uyanık kimse

ESHİYA : Ottoman Turkish

(Sahi. C.) Cömertler, sahiler

ESHÂB : Ottoman Turkish

sahipler

ESİ : Ottoman Turkish

(C: Esât) İlaç yapmak

ESİD : Ottoman Turkish

Ev önü. * Bağlanmış kapı

ESİF : Ottoman Turkish

Kederli, esefli, tasalı, gamlı

ESİHHA' : Ottoman Turkish

(Sahih. C.) Özürsüz olanlar, sıhhati yerinde ve vücudu sıhhatte olan kimseler

ESİL : Ottoman Turkish

(C.: Asal-Esail-Usul) İkindi sonrasından akşama kadar olan vakit. * Kavi, muhkem, sağlam

ESİM : Ottoman Turkish

(İsm. den) Günahkâr, günah işlemiş, kabahatlı, cürümlü, suçlu, yalancı kişi

ESİNNE : Ottoman Turkish

(Sinân. C.) Kılıçlar, seyfler. * Süngüler. * Bileği taşları

ESİR : Ottoman Turkish

Kul, köle. Harpte teslim alınan düşman. Teslim olan

ESİR : Ottoman Turkish

savaşta teslim alınan kimse

ESİR-İ HARB : Ottoman Turkish

Harp esiri, harpte esir edilmiş olan

ESİRE : Ottoman Turkish

Seçkin, güzide. * İlim bakiyyesi

ESİRRE : Ottoman Turkish

Tahtlar, oturulacak yerler. * Milletin belli başlı ileri gelenleri

ESİRÂNE : Ottoman Turkish

f. Esirce, kölece