English Turkish
WIDE-EYED : English Turkish
geniş bakışlı, gerçekçi, perspektifli
WIDE-SCREEN TV : English Turkish
geniş ekran TV, çok büyük ekranı olan televizyon
WIDEBAND : English Turkish
adj. geniş bant, geniş bir frekans aralığı olan; geniş frekans aralığıyla ilgili, geniş frekans aralığına özgü
WIDEBODY : English Turkish
n. geniş hacimli, geniş gövdeli, üç sıra koltuk ve iki koridor barındıracak şekilde geniş bir gövdesi olan büyük jet hava aracı
WIDELY : English Turkish
adv. enli, adamakıllı, geniş ölçüde, iyice
WIDELY TRAVELED : English Turkish
n. gezgin
WIDEMOUTHED : English Turkish
adj. geniş ağızlı, geniş ağızla ilgili (genellikle çok şaşırmaktan)
WIDEN : English Turkish
v. genişlemek, bollaşmak, genişletmek
WIDEN THE HORIZON : English Turkish
ufku genişletmek, yeni imkânlar açmak, yeni olanaklar oluşturmak, yeni seçenekler yaratmak
WIDENED : English Turkish
adj. genişletilmiş, geniş hale getirilmiş
WIDENER : English Turkish
n. genişleten kimse veya şey, genişletici, genişleten, geniş hale getiren
WIDENESS : English Turkish
n. genişlik, bolluk
WIDENING : English Turkish
n. genişletme
WIDENING : English Turkish
adj. genişleyen
WIDENING SELF-RULE : English Turkish
özerkliği genişletmek, otonomiyi genişletmek
WIDESCREEN : English Turkish
adj. geniş ekran, standart televizyondan ekranından daha geniş
WIDESPREAD : English Turkish
adj. alabildiğine açılmış, yaygın, genel
WIDESPREAD OPPOSITION : English Turkish
yayılmış muhalefet, büyük karşı duruş, geniş karşı çıkma
WIDESPREADING : English Turkish
adj. yayılan, büyüyen, gittikçe daha büyük bir alan kapsayan
WIDGEON : English Turkish
n. yaban ördeği
WIDGET : English Turkish
n. varsayımsal nesne; adı unutulan şey için kullanılan isim; kullanıcı ile bilgisayar arasında karşılıklı etkileşim olanağı sağlayan grafik sembolü (kaydırma çubuğu, düğme vs); grafik sembollerinin hareketlerini tanımlayan küçük bilgisayar
WIDISH : English Turkish
adj. genişçe, bir parça geniş, biraz geniş, birazcık geniş
WIDOW : English Turkish
n. dul kadın, dul
WIDOW ORPHAN CONTROL : English Turkish
n. dul yetim kontrolü, (Bilgisayar) sayfanın başında veya sonunda bir tek satır şeklinde bir paragrafa ait cümlenin kalmasını önleyen öyleki sayfa sonunda bir paragrafın ilk cümlesinin sığabileceği kadar bir boşluk varsa aşağıdaki boş sayfaya kayarak paragrafın bölünmemesini sağlayan (eğer sadece tek bir satır ayrı kalıyorsa) bir Microsoft Word komutu
WIDOW'S WALK : English Turkish
ir evin çatısına yapılan yüksek sundurma veya manzara izleme kulesi (genellikle deniz kıyısındaki evlerde)
- Azerbaijani
- Azerbaijani To Azerbaijani
- Azerbaijani To English
- Azerbaijani To Persian(Farsi)
- Turkish
- Turkish To Turkish
- Turkish To English
- Turkish To Germany
- Turkish To French
- English
- English To Azerbaijani
- English To Turkish
- Germany
- Germany To Turkish
- French
- French To Turkish
- تورکجه
- تورکجه To Persian(Farsi)
- تورکجه To تورکجه
- Persian(Farsi)
- Persian(Farsi) To Azerbaijani