Multilingual Turkish Dictionary

English To Turkish

English To Turkish
SEVILLE ORANGE : English Turkish Redhouse

turunç

SEW : English Turkish Redhouse

sewso fiil (sewed, sewn/sewed) dikmek; dikiş dikmek

SEW SOMETHING UP : English Turkish Redhouse

bir şeyi dikip kapatmak; kesik yeri dikmek.
bir işi sağlam kazığa bağlamak

SEWAGE : English Turkish Redhouse

sew.agesu'wîc isim pissu, lağım suyu

SEWER : English Turkish Redhouse

sew.ersu'wır isim lağım

SEWER SYSTEM : English Turkish Redhouse

kanalizasyon

SEWING : English Turkish Redhouse

sew.ingso'wîng isim
dikme, dikim.
dikiş; dikilecek şey

SEWING COTTON : English Turkish Redhouse

pamuk ipliği, tire

SEWING MACHINE : English Turkish Redhouse

dikiş makinesi

SEWN : English Turkish Redhouse

sewnson fiil bakınız sew

SEX : English Turkish Redhouse

sexseks isim
cinsiyet, cins.
seks, cinsel ilişki

SEX APPEAL : English Turkish Redhouse

seksapel, cinsel cazibe

SEXTANT : English Turkish Redhouse

sex.tantseks'tınt isim sekstant

SEXTON : English Turkish Redhouse

sex.tonseks'tın isim zangoç

SEXUAL : English Turkish Redhouse

sex.u.alsek'şuwıl sıfat cinsel, cinsi

SEXUAL HARASSMENT : English Turkish Redhouse

cinsel taciz

SEXUALITY : English Turkish Redhouse

sex.u.al.i.tysekşuwäl'ıti isim cinsiyet, cinsellik

SEXY : English Turkish Redhouse

sex.ysek'si sıfat, konuşma dili seksi

SHABBY : English Turkish Redhouse

shab.byşäb'i sıfat
eski püskü, yırtık pırtık, peqmürde.
hırpani, üstü başı eski püskü olan.
aşağılık, adi; pespaye; seviyesiz.
çok az, cüzi

SHACK : English Turkish Redhouse

shackşäk isim baraka. fiil, konuşma dili bakınız shack up shack up with

SHACK UP : English Turkish Redhouse

(ile) evli olmadan beraber yaşamaya başlamak

SHACK UP WITH : English Turkish Redhouse

(ile) evli olmadan beraber yaşamaya başlamak

SHACKLE : English Turkish Redhouse

shack.leşäk'ıl isim
engel, mania, zincir, boyunduruk, insanı engelleyen veya hapseden şey.
pranga. fiil bakınız be shackled by

SHADE : English Turkish Redhouse

shadeşeyd isim
gölgelik, gölge, gölgeli yer.
abajur.
stor.
göz siperi.
(resimde) gölge.
(renge ait) ton.
nüans, ince fark, ayırtı.
konuşma dili güneş gözlüğü. fiil
siper etmek; güneşten korumak; gölge etmek: He shaded his eyes with his hand. Elini gözlerine siper etti.
(resimde) gölgelemek

SHADE INTO : English Turkish Redhouse

(bir şey) (başka bir şeyden) farksız olmaya başlamak: The real shades into the unreal. Gerçek hayalden farksız olmaya başlıyor