Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
AKHER : Ottoman Turkish

En kahredici, çok kahreden

AKİ : Ottoman Turkish

(Akk. dan) İsyan eden, başkaldıran, âsi

AKİB : Ottoman Turkish

Ayağın ökçesi. Adamın evlâdı, evlâdının evlâdı

AKİD : Ottoman Turkish

Aralarında akid yapanlardan her birisi. (Bak: Akd)

AKİD : Ottoman Turkish

söz, sözleşme

AKİDE : Ottoman Turkish

İnanılan ve itikad edilen esas. İmân. * Bir nevi şeker adı

AKİDE : Ottoman Turkish

îman, inanma

AKİDE-İ TEVHİD : Ottoman Turkish

Allah'ın bir olduğuna inanmak

AKİFAN : Ottoman Turkish

Uzun ayaklı karınca. * Araptan bir kabile adı

AKİK : Ottoman Turkish

Bunaltıcı sıcaklık

AKİKA : Ottoman Turkish

"Yeni doğan bir çocuğun başındaki ana tüyü. Yahut böyle bir çocuk için Cenab-ı Hakk'a şükür niyetiyle kesilen kurbanın adı. Bu kurbana ""Nesike"" de denir."

AKİM : Ottoman Turkish

(C.: Akâm-Ukum) İçinde giyecek olan büyük çuval

AKİR : Ottoman Turkish

Yaralanmış, cerih

AKİRE : Ottoman Turkish

Ses, sedâ, savt

AKİS : Ottoman Turkish

Yere gömüp köklendikten sonra kestikleri üzüm çubuğu. * Üzerine yağ koyup içtikleri taze süt. * Sütlü çorba

AKİS : Ottoman Turkish

yansıma, yankı

AKİSA : Ottoman Turkish

(C.: İkâs) Saç örgüsü

AKİSE : Ottoman Turkish

Işığı aksettiren âlet

AKK : Ottoman Turkish

Serkeş, inadçı

AKKOR : Ottoman Turkish

(Bak: Nâr-ı beyza)

AKKUB : Ottoman Turkish

Devenin çok yediği yassı yapraklı bir dikenli ot

AKKÂL : Ottoman Turkish

Çok yiyen, obur. * Tıb: Etrafındaki etleri çürütüp mahveden (yara)

AKKÂM : Ottoman Turkish

Deve kiralayıcısı, deve ile ücret karşılığında eşya taşıyan adam. * Hacca Surre-i Hümayun ile birlikte giden hademe. * Çadır mehteri

AKL : Ottoman Turkish

Sürmek. * Ölmek. * İp ile bağlamak

AKL : Ottoman Turkish

akıl, anlama melekesi