Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
AKREB : Ottoman Turkish

Zehirli ve tehlikeli küçük hayvancık. * Saatin kısa ibresi. * Semâda bir burç ismi

AKREB : Ottoman Turkish

daha yakın, pek yakın

AKREB-İ MEKNİYYAT : Ottoman Turkish

"Huk:Meşrut-un lehi bildiren zamirin en yakın mercii mânasını anlatır. Meselâ: Bir vakfiyede vâkıf tevliyetini evvelâ kendisine, sonra oğlu ""A"" ya, sonra çocuklarına şart etse, çocukları tabirindeki zamir vâkıfın kendisine değil de en yakın merci'i bulunan ""A"" nın çocuklarına hamlolunur. (Huk.L.)"

AKREBE : Ottoman Turkish

"Dişi akrep. * Çevik ve zeki cariye. * Ayakkabı bağcığı. * Kazan, tencere gibi eşyaları ateş üzerine asmağa yarayan ""S"" şeklindeki kanca."

AKREBEK : Ottoman Turkish

f. Küçük akrep. Saatin kısa olan ibresi

AKREBİYET : Ottoman Turkish

yakınlık

AKREBİYYET : Ottoman Turkish

Daha yakın oluş. * Cenab-ı Hakkın insana olan yakınlığı. (Bak: Kurbiyet)

AKREF : Ottoman Turkish

Anası Arabdan babası başka milletten olan kimse

AKREN : Ottoman Turkish

Kaşı çatık olan adam

AKRES : Ottoman Turkish

"Bir çeşit tuzlu veya ekşi ottur ve ""devenin yemişidir."""

AKRET : Ottoman Turkish

Kısırlık

AKREŞE : Ottoman Turkish

Dişi tavşan

AKRİBA : Ottoman Turkish

(Bak: Akraba)

AKRİHA : Ottoman Turkish

(Karah. C.) Temiz su. * Ağaçsız yer, ağacı olmayan tarla

AKROMATOPSİ : Ottoman Turkish

Tıb: Renk körlüğü

AKROPOL : Ottoman Turkish

yun. Eski Yunan şehirlerinde içinde saray ve tapınakların bulunduğu müstahkem tepe

AKROSTİŞ : Ottoman Turkish

yun. Edb: Mısraların ilk harfleri yukarıdan aşağıya doğru okununca manalı bir kelime veya has isim çıkacak şekilde düzenlenmiş manzume

AKRUBAN : Ottoman Turkish

Erkek akrep

AKRÂN : Ottoman Turkish

eş ve benzer olanlar, yaşıtlar

AKRÜB : Ottoman Turkish

(Karib. C.) Sandallar

AKS : Ottoman Turkish

Yaramaz huylu. * Katı kumlu yer

AKS : Ottoman Turkish

yankı, yansıma, tersi

AKS-ENDAZ : Ottoman Turkish

f. Çarpıp duran

AKS-İ DÂVA : Ottoman Turkish

Zıt hüküm. Karşı dâvâ (Zıt teorem.)

AKS-İ KAZİYE : Ottoman Turkish

"(Mantıkta) Doğru farzedilen bir hükmün, konusu ile yükleminin (mahmulünün) ters çevrilmesi ile zaruri bir sonucun elde edilmesidir. Çeşitli şekilleri vardır. Meselâ
""Her insan canlıdır."" sözünde konu olan insan ile, yüklem olan canlı sözü yer değiştirilerek (aksedilerek) şu hüküm elde edilir: ""Bazı canlılar insandır."""