Multilingual Turkish Dictionary

Turkish

Turkish
BELÛT : Ottoman Turkish

Bot: Meşe ağacı. * Meşe ağacının meyvesi olan palamut

BEM : Ottoman Turkish

Bazı sıfatlara katılarak mübalağa beyan eder

BEMBEYAZ : Ottoman Turkish

Her tarafı beyaz, çok beyaz

BEN : Ottoman Turkish

"(Bak: Ene) t. Psk: Şuurlu kişiliğimiz. Başlangıçta çocuğun benliği şuurlu değildir. Kendisini başkasından ayıramaz. Fakat canlı olarak ihtiyaç ve istekleri vardır. Benin bu şuursuz haline ""alt ben"" denir. Kendisi ile başkası arasındaki farkı anlamaya, münasebetler kurmaya, düşünmeğe başlayınca şuurlu kişiliği, beni ortaya çıkar. Ben, kendi menfaatına gördüğü, haz duyduğu herşeyi ister. İsteklerine kendisi için tehlikeli, acı verici gördüğü yerde, yani yine kendisi için sınır koyar. Başkalarını hesaba katmaz. Ahlâk ve din terbiyesiyle ben, her istediğini yapmaması gerektiğini öğrenir. Vicdan ve namus duygusuna sahip olur. Böylece ""üst ben"" mertebesine ulaşır. İsteklerini dizginlemesini öğrenir. ""Alt ben""in had, sınır tanımayan arzularıyla din ve ahlâkın benliğimizdeki sesi durumunda olan ""üst ben"" arasında bir zıddiyet ve çatışma vardır. Ben, bu ikisi arasında ahenkle denge kurmaya çalışır. Bir suç ve günah işlediğinde benlikte suçluluk duygusu uyanır. Bundan kurtulmak için en küçük bahane ve şüphelere yapışır. Ve ahlâk ve dinî esasları inkâra yönelir. Bu sebeple her günahta küfre giden bir yol açılır. İslâm terbiyesi alan bir insanın benliği meşru sınırlarda Allahın emir ve rızası dairesinde kalır. Günah sınırlarına varmaz. Benin mahiyeti hakkında felsefî ve psikolojik muhtelif görüşler vardır. Henüz benliğin mahiyeti açıklanamamıştır. İslâm açısından bu mevzuda yazılan en esaslı yazı Risale-i Nurlardan Ene ve Zerre Risalesi'dir."

BEN-VAN : Ottoman Turkish

f. Harman, tarla, ekin bekçisi

BENADİR : Ottoman Turkish

(Bender. C.) Ticaret yerleri. Ticareti işlek limanlar

BENADIK : Ottoman Turkish

(Bunduk. C.) Yuvarlak kurşunlar. * Fındıklar

BENAM : Ottoman Turkish

Parmak ucu

BENAN : Ottoman Turkish

Parmak uçları. Parmaklar

BENANE : Ottoman Turkish

(C: Benân-Benânât) Parmak başı

BENAVER : Ottoman Turkish

f. İri, büyük çıban. Kan çıbanı

BENBEL : Ottoman Turkish

f. Ekşi şey. * Ekşi elma

BENC : Ottoman Turkish

"Türkçede ""benek"" adı verilen bir ot cinsidir ve tohumuna ""bezr-ül benec"" derler."

BENCİL : Ottoman Turkish

t. (Bak: Hodbin, Hodgâm)

BENCİLEYİN : Ottoman Turkish

t. Benim gibi

BEND : Ottoman Turkish

f. Bağlanan. Bağlanmış. * Bağ. Boğum. Mafsal. * Su bendi. Baraj. * Gam. Gussa. * Mekir. * Hile. * Mülâhaza. Fıkra. Madde. * Aldatmak.* Birisini emri altına almak, bendetmek. * Edb: Baştan sona kadar aynı vezinli bir çok parçalardan meydana gelen ve kısım kısım gazel tarzında kafiyeleri değişen manzûmelerin her bir parçası. (Bak: Terkib-i bend)

BEND : Ottoman Turkish

ent, bağlanmış

BEND-İ ÂHENİN : Ottoman Turkish

Demir bağ. Demirden mânia

BEND-RÛG : Ottoman Turkish

f. Tarla ve bostan kenarlarına suyun akıntısını kesip havuz gibi birikmesi için yapılan setli çukur

BENDE : Ottoman Turkish

f. Bağlanmış olan. Köle. Esir. Hizmetçi. Hizmetkâr. Kul

BENDE : Ottoman Turkish

ağlı, esir, köle, hizmetçi, kul

BENDE-HİRÎDE : Ottoman Turkish

Satın alınmış köle

BENDE-İ FERMÂN : Ottoman Turkish

Emir kulu, ferman kölesi

BENDE-İ HALKA-BEGÛŞ : Ottoman Turkish

Kulağı halkalı olan köle, esir. * Mc: İtaatli, muti'

BENDE-ZADE : Ottoman Turkish

f. Köle çocuğu. * Mc: Çocuğunu onun kölesi yerinde tutup mütevâzi muâmelede bulunan